Perşembe, Aralık 27, 2007

Hosgeldin Gorkem Efe


Bakin bakin kim geldiii, Guzel Palyanco'm dogum yaptiii ne nur topu gibi bir oglan geldiiii:)))) Masallah ikiside cok cok iyiler!! Orada olup opup koklamak lazim bu pembis oglaniiii!! Mujde mi isterimmmm..
Burada da babasindan dogum hikayesi var minik Efe nin:)))) :



Andy den kelimeler kifayetsiz kalmis efendim:)

Cumartesi, Aralık 22, 2007

Güneşiiin doğuşuuu batışııı farksıııııız- mııı:)))

İKİ GÜNLÜK BAYRAM TATİLİNİ FIRSAT BİLİP ÇÖL GEZİSİNE ÇIKTIK, ŞİMDİLİK BAYILDIĞIM BU İKİ FOTOĞRAFA BAKIVERİN, Bİ SLIDE YAPIP DİĞERLERİNİDE EKLİYCEM;)
SAHRA DA GÜNEŞ DOĞUYORRRR.. HAVA BUZ AMA CADI NIZ HER ZAMAN Kİ GİBİ HİZMETTE SINIR YOKTUR FELSEFESİYLE KAFASINA KAZAĞINI SARARAK TA OLSA BU FOTOĞRAFI SİZİN İÇİN ÇEKTİ:))



VEEE BİR GÜN DAHA BİTİYOR, BEDEVİLER BENİ GÖRÜR GÖRMEZ KOLUMDAN ÇEKE ÇEKE Bİ DEVE YE BİNDİRDİLER, BİRDE KAFAMA SARIK SARIP BEDEVİ KIYAFETİ GİYDİRDİLER TAM OLDUM!! ÇILGIN DEVEMİN ÜZERİNDEN EN NET ÇEKEBİLDİĞİM FOTOĞRAF YUKARIDA;) SONRA ÇILGIN DEVEM Bİ HOPLADI Bİ ZIPLADI AMA ÖYLE SIKI SIKI TUTMUŞUM Kİ EĞERİNİ DÜŞMEKTEN SON ANDA KURTULDUM:))) KOLUM HALA AĞRIYOOOOOO...




Salı, Aralık 18, 2007

Aid Mabrouk !!!


Emre'cimin dedigi gibi bize hergun bayram, size senede iki defa:)) O yuzden kutlamak lazim bayraminizi:)))

Aid'iniz Mabrouk olsun sekerlerim, Allah hayirli bereketli bayramlar nasip etsin, nice nice bayramlara tum sevdiklerinizle kavusmaniz dilegimle..






Burada You tube yasak, IP numarasiyla girip linki ekledim ama calisip calismadigini goremiyorum. Bir sorun varsa haber verin emi canlarim.. Tekrar kucuklerimin gozlerinden, buyuklerimin ellerinden, yasitlarimin yanaciklarindan operim..

Cumartesi, Aralık 15, 2007

Tatil ne demek, bayram ne demek?


Birileri hayirli tatiler mutlu bayramlar diye mailer mesajlar atmaya basladi da, sorarim size “Eyy blog ahalisi, su garip santiye bulbulunuz Cadi niza anlatirmisiniz, bayram ne demek, tatil ne demek?” Bize hergun bayram hergun ayooll aaaaa!!



Gecen saglik sigortamizin kapsami ve kartlarimiz geldi insan kaynaklarindan. Baktim 10 ay sonra psikolojik destek ve tedavi “in full” gozukuyor!! Bende 10 aya kadar kivama gelmis olurum zaten: )))

Cuma, Aralık 07, 2007

Neler oluyor neler

Eğer Doca cım erken gelirse mantı yemeğe davetliyiz bakalım, şu anda evdeyim ve onu bekliyorum birde açım ya yazı yazayım dedim ilk aklıma bu geldi:)) Zavallı Doca gezici IT ci olduğu için yine bir orada bir burada! Güya aynı yerde çalışıyoruz ama bazen öğle yemeklerinde bile sahada olmuyor.



Burada ki şantiyemiz Tiflis tekine oranla daha iyi, öğle yemeklerini şirketimizin yemek firması üstlendi. Hem çok güleryüzlü insanlar hemde temiz ve lezzetli yemekler çıkarıyorlar. Babamda aşçı olduğu için aşçıları görünce babam aklıma geliyor, onlara sürekli gülümsüyorum. Tiflis ten ve İstanbul danda tanıdığımız için çoğunu muhabbetteyiz. Sabah patatesli börek li kahvaltılar, öğlen kıymalı pideler yapıyorlar çok mutluyum:))



Arkadaşlara gelince yine eski şantiyemizden yada şirketin diğer şehirlerde ki şubelerinden elemanlar var, onlarla aramız gayet iyi. Ama bu şantiyede laf söz çok fazla, zaten daha başlangıçta işle ilgili yaşadığımız bazı sıkıntılarda tam anlamıyla geçmiş değil. Baştan çok üzüldüğüm olaylar yaşadık ama şimdi onları kafama takmamayı öğrendim. Ne gelirse Allah tan diyoruz Doca ile, Allah a şükür bileziğimiz kolumuzda, çalışkan insanlarız. O zor günlerimizde kör topal birbirimize sahip çıkışımız, destek oluşumuz da bize hayat dersi oluyor. Bunlar hayatın sınavları, okul hayatı gibi değil malesef iş hayatı. Hiçkimseye güven olmuyor. Bizde ilke edindik artık, işine bak, kulağını tıka:)))



Burada Tiflis teki gibi mekaniğin konveying kısmında değil tesisat kısmındayim ben. Gerçi orada da başta tesisattan başlamıştım, sonrada konveyinge geçmiştim. Arada ki fark ne derseniz konveyör sistemleri binanın kolu bacağı, tesisat ise akciğerleri, kalbi ve dolaşım sistemleri diyebiliriz. Yaptığımız binalar akıllı bina tipine girdiği için ben hep canlı bir organizma gibi düşünürüm. Binanın beyni IT, sinir sistemi Elektrik Grubu, Kolu bacağı konveying sistemler ve dolaşım sistemi kalbi dediğim gibi mekanik tesisattır. Zaten burada bu dört grubun tamamı bir birim altında toplanıyor. Mahşerin dört atlısı diyebiliriz. Geri kalan inşaat-ince işler kaba işler- ve mimari grup oluyor. Tüm birimlerden projeler mimari grupta toplanıp çakıştırılıp sorunlar gideriliyor. Ve sahaya for construction dediğimiz son haliyle veriliyor. Bu sırada da her grupla çakıştığımız konular oluyor haliyle:)) Her ne kadar her birimin işleri konusunda uzman taşeronlara verilsede onların koordinasyonunu sağlamak çözümler bulmak bize düşüyor. Güya Fransız lar çizmiş bu binanın mimari projesini!! Ama o kadar kötü ki anlatamam!! Yapan adamlardan bir kaçıyla görüşmüştüm ilk geldiğim sıralar yaptığımız toplantılarda. O kadar saçma sapan çizilmiş ki adamları baya sıkıştırdım mekanik konusunda ama cevap veremediler, sanki projeleri çizen kendileri değil! Halbuki nasılda gözümüzde büyütürüz Avrupa lı diye, yine ne varsa bizim Türk Mühendisler de var valla:)) Anlayacağınız bu saçma sapan binayı* pardon binaları- 13 tane bina var toplamda- hali yoluna koymak baya sorunlu iş. Ve mesaimiz dolu dolu geçiyor. Buraya da ne kadar yazmak istesemde zaman bulamıyorum!



İşte beyleyken beyle, aklımda mantı var, eşyalar var, ama özellikle Sugibi var. Bugün doğuma gidecekti, herkesi gezdim bi haber alamadım. İnşallah sağlık sıhhatle bebişine kavuşmuştur! Darısı Palyanço ma, Pru ya ve yeni anne adayımız YabanEriği ne:)))))

Cumartesi, Aralık 01, 2007

Ilk Kazik Cakildi







Sirketimize, ve Tunus halkina hayirli ugurlu olsun. Ana binanin ilk kazigi cakildi!

Google Earth'de bir Turk:))




Google earth de Isparta sehrimize "Ibo'nun Dugunu", "Oguzhanlarin ev", "Hemso Balik Tutarsa" isimli fotograflari ekleyen arkadasimizi tebrik eder, kendisine hayatta basarilar dilerim!!!

NOT: Bulamayan Yagmur Damlam icin, ustlerine tikla:))

Cuma, Kasım 30, 2007

hayat yine vurdu birilerini

Bi yandan Ucaklar dusmesin, vatan bolunmesin,


Bi yandan hafta tatili 3 gun olsun, karnim hic acikmasin..


Hayat boyle herseyiyle acisi ve tatlisi ile …


Allah geride kalanlara sabirlar versin...

Çarşamba, Kasım 14, 2007

Tosun Pasa nin Tuvalet Maceralari:)))

TAVSAN ABLAM DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN, ALLAH SANA MUCIZEN VE TATLI DOCISINLE, VE BIZIMLE HAYIRLI UZUN SAGLIKLI BIR OMUR NASIP ETSIN!!

Tembelligin dibine vurdum, Tavsan ablamin oglusu Tosun pasanin tuvalet maceralarini, annesinin kaleminden okuyunuz efendim:)))) Palyanco senin de oglun olacak, bak ibret al, puhahahahahaaaa:)))


Gün olmuuus, harman olmuus,
Torbalar bosaldıkca dolmuuus,
Akılsızlar akıl almıııs, aklını basına toplamııııs,
Ama bizim yayamazlaaav yeyinde duyamamıııs,
Biv hoplamıııs, iki zıplamıııs,
Ücüncüüde biv masalıın icine düsüveemiiissleee...


Aslındaa bu giriş bizimkinin Kaya ile Sinan Masal Dünyasında (Epsilon Çocuk Klubü- Teyzesinin hediyesi) kitabının girişi. Bu kitabı Akilli Bıdık efendiye yaklaşık 2006 Aralığından beri okuyoruz ara ara da, şimdi uyumdan önce bunu istedi. Önce,


-Sen dinle ben okuycaaam, deyip yukarıdaki gibi okudu. Sonra resimlere daldı yani oraya girmiş gibi dikkatli dikkatli baktı, deriin bir iç çekişten sonra bana uzattı, (uykusu daha ağır bastı sanırım ki)


-Sen okumusuun mamanii? deyince, ben okudum.. O da uyudu.


Neyse, o uyurkeen, ben bizimkinin tuvalet maceralarını yazmaya karar verdiim..


Anneanne burada iken, öğretmeyi çok istedi ama bizimki hazır değildi ki “istemiyoyuum” deyip durdu. Değil tuvalete oturtmak, banyoya bile götürmek için ikna edemiyorduk. Ben de nasıl olsa öğrenecek deyip, kalabalıkda yeterince ilgilenemeyeceğim için de, hiç zorlamadım.
Sadece birgün Pamukel sormuş “Bıdık çiş var mı? Oturacak mısın?” diye, ona “evet” demiş ve çişini yapmıştı da anneanne nasıl mutlu olmuştu... Ondan sonrada tuvalet adaptörü acıtıyo dedi bir daha oturmadı. Hatta anneanne Esim Almanya’ya fuara gittiğinde tren getirttirdi.


Anneaneler gittikten sonra, gittik yumuşak olanından yeni bir tuvalet adaptörünü, beraber beğenerek aldık. Bir iki kere teşebbüs ettim baktım hala istemiyor onu inatlaştırmak da istemediğim için tamam dedim.
Ama arada bir, altını değiştirirken “aaaaaaaa de” derse, biliyorumki çişi var ve tuvalete oturuyo çişini yapıyor.


Geçen hafta altını değiştirirken, yinee aaaa diyerek tuvalete koştuk, oturdu bir güzel de çişini yaptı. Bez bağlamayalım arabalı kilotu giyelim dedim itiraz etmedi onu da giydi. Bizim odada o oynarken ben de ortalığı toparlarkeeen, bir de baktım kiii ıkınıyoo ayakta hemde, ben de gözler kocaman olmuş bir vaziyettee;


- Oğlum kaka mı yapıyoosuuun?


- Eveeet kaka yapıyoruum (sesi ıkınmalı hala)


- Amaaaan oğlum, dur o zaman, hemen tuvalete otur, orada yap o zaman,
diyerekteeeen bizimkini kolundan tuttuğum gibi, 2 adım ötemizdeki tuvalete sürükleyerek uçurdum. Hemen pantolonunu ve kilotuuu çıkardım kii, kaka yapılmıış tane tane (neyse ki her zaman yaptığı gibi bulaşık degil, iiiggg iğrencim di mi? –eeee anne olunca insan iğrenmiyo artık).


Tabii ben o panikle çıkarırken, kakalardan bir parça paspasın üzerine düştü mü, ben buna dur derken, bunu kenara çekmeye çalışırkeeen, bu da üzerine bastı mııı.. Bunu tuttuğum gibi duşa çektim güzelce yıkadım, hadi içeri git dedim, ki ben de ortalığı toplayayım. Bu güle-oynaya bizim odaya gitti, eeee tabii herşeyi ortada yaa. Ben de paspası kaldırdım, ortalığı temizlerkeeen, bizim velet koşa koşa, güle gülee gelip,


- Ayna çisss olduu,


- Nee nasıı, nasıl olduu (Çökmüş bir moralle)


- Aynaya çissss yaptıım, çok komiiik mamamii (Bu arada bir neşe bir neşee), ben koşa koşa odaya gittim kii,


Aynadan hala çiş damlaları aşağıya kayıyoo, ağlayım mı güleyim mi şimdi ben,

- Oğlum ne yaptın? Nasıl yaptıın?


- Bak anne bölee yaptııım deyip uygulamalı olarak da göstermesin mi – ama Allah tan çişi kalmamış ki uygulama gerçeğe dönüşemedi.


Koşa koşa kağıt havluyu getirip halıdaki çişi emsin diye oraya yerleştirip bunun pipisini temizledim. Hadi sen git dedim ne de olsa çişini de kakasını da yaptı artık. Bu yine neşeli neşeli gitti ee ne de olsa pipi hala ortada.


Banyonun kapısını da kapatıp, caaaanım halımda ki çişi emdirip sileceğim. Kim dedi size, evinizi duuvardan duvara halı ile döşetin diyee, hem de açık renk. Sen ben çocuk istemiyorum deyip geçindin. İşte bak çocuğun oldu da, evine çiş bile yaptı velet diye bir taraftan geçmişi yad et, bir taraftaan çişi emdirmeye çalış. Amaaan bu da işemiş de işemiiş, hala kağıt havlu halıda ıslanıyoo diye düşünürkeeen, cık cık cıııık yaparkeeen, ne oldu sizcee? Hadi tahmin edin bakeeem, yine koşa koşa neşeli neşeli geldi,


- Mamani çok komiik,


- Ne annecim, ne çok komik?


- Kaka oldu (Bende gözler yerinden fırladı, beynim de tavana fırladı, yerine yerleştileeer, kendime geldim ve korkuyla beraber, yok artıık canıım diyereek)


- Neresii kaka olduu?


- Çok komik mamanii halı kaka olduu deyip(bu arada hala karşımda hem gülüyo, hem zıplıyoo), beni koridora götürdü elimden tutarak, zira ben beeen... (ühüü ühüüü bir taraftan da ona kızgınlığımı belli etmemeliyim sakin olmalıyım diyerek içim ağlasa da) gülümsüyoruum. Şimdi böyle yazdığıma bakmayın o anda?


Koridora çıktık kii, evet bir parça kakada oraya kondurmuş. Kaka, ben ve Bıdık birbirimize baktııık baktıık. Allah’tan yine, tane halinde. Beterin beteri var; bir de ishal gibi yapsaydı, yada yine yanlışlıkla üzerine basıp onunla evin içinde yürüseydii dimi. Iyyyy.


Derhal bir parça kağıt havlu ile kakayı aldım halıdan. İyi, hiç bulaşmamış. Hemen bir sandalye kapıp, yerini de belirledim. Bunu da kucaklayıp her ihtimale karşı odasına götürüp, altını silip bir güzel bezledim, salona götürüp BabyTv yi açtım ki otursun artık bugün bu kadar vukuat yeter.


Önce yatak odasındaki halıyı, bir güzel ilaçlı sularla sildiim, sonra kakalı yeri temizlediim sonra da banyoyu toparladıım.


Neymiş efenim; henüz benim oğlum, tuvalet alışkanlığını almaya hazır değilmiiş. Neymiş efenim; çocukmuş buu, saldım çayıra deyip, pipi-popo açık gezdirilmezmiiiş.


Akşam docişe anlatıyorum gülüyoruz karşılıklı. Bi de aynı heyecanla babasına zıplayarak;


- Ayna çis olduu, diye zıplayarak gülmüyor mu. (Yerim ulen ben senin o suratını yeeer.)


Bir de o gün Pamukel öğleden sonra bize gelmişti, ablamlar dükkan temizliği ile ilgileneceklerdi de. Bizim ki Pamukel'in elinden tutup aynayı gösteriyo,


- Bak , ayna çiş oldu, halıyı gösterip


- Bak , halı kaka olduu çok komiik.


Pamukel’de merakla koşa koşa gelmiş bana soruyo,


- Teyze Bıdık aynaya mı çiş yaptıı?


- Yok canım o da nereden çıktı, aaa... cık cık cııık...


Neyse bu hafta daha tecrübeli bir anne olarak, altını değiştirirkeen “aaaaaa de” derse götürüyorum tuvalete oturuyo çişini yapıyo vee hemen altını bağlıyorum. “aaaaa de” demezse de zorlamıyorum. Ama hep konuşuyorum, anlatıyorum. Önce zihnen hazır olmalı dimi efeniim.


Şimdilik bu kadar, sağlık ve sevgi ile kalmanız dileklerimle...




2 Comments:
cadı said:


Puhahahaha:)))))))))))))))Gulmekten altima yapacaktim abla, haha:) Ama sen temizlerdin demi, alistin nede olsa, hahahaaa:))))


Tavsan said:
sen güüül benim de güleceğim günler gelir elbet. temizlerim kardiş evet alıştım ne de olsa. öptüm seni kocaman

Cumartesi, Kasım 10, 2007

Gerçek hayata dönelim


Bu hayat rüya gibi gerçek değil

Cuma, Kasım 02, 2007

Kedi kedi kardesim Sinavi kazandi: ))




Benim pek sevgili Cancan ablam, ailemizin en temiz, titiz, ve kalbi temiz kisisidir bence. Biz arada Tavsan la sunu bunu cekistiririz ama o duysa bize kizar hemen, lafi da agzimiza tikar: )) Birakmaz ki iki dedikodu yapalim: ))




Iste benim bu Cancan ablam zor kosullarda, dershaneye bile gitmeden –ki ayrica cok zeki bir insandir, masallah canim ablama- Turkiye nin sayili unv.lerinden birinin zamaninin en yuksek puanli bolumlerinden birini tutturur.




O zamanlar internet olmadigi icin sinav kagitlari eve gelmektedir, annem bir yaz gunu evde tek basina dikis dikmektedir. Her zaman ki postacimiz, annemin Almanya da ki kiz kardesinden yada memleketinden gelen mektuplari kaybetmeden getirsin diye paket paket sigara verdigi, tum ailemizin resmi gayri resmi islerini bilen guleryuzlu postacisi bagirir, “E.. Hanim, Cancan in sinav sonucu geldii!!” Annem sinav kagidini acipta bu harika haberi okuyunca evin icinde bi o yana bi bu yana kosturmaya baslar. Sonra hizini alamaz disari cikar, bi komsuya der heyecanla, “Kizim sinavi kazandi!!!!”, komsu asik suratla “ayol, bu da hic kiz meslegi degil” der. Annem yine ayni heyecanla bir digerine soyler, o da “ Aaa o bolumun modasi gecti” der, anlayacaginiz annem icinde ki sevinci paylasacak, ellerinden tutup sevincle ziplayacak bi ademoglu bulamaz. O sirada bi kedi gorur ve sevincle kediye donup “Kedi kedi Cancan sinavi kazandi” deyiverir: )) Zavalli kedicik ise anneme donup gulumser gibi “Miyaaaav” der: ) O gun aksam olupta ev halki gelene kadar postaci ve kedi haric annemin sevincini paylasan kimsecikler olmamistir.




Iste insanlarin bu yargilarindan oturu icinizden tasan sevinci, huznu bile bazen paylasmaya cekinir yada korkarsiniz, butun insanlar yabacidir, etrafinizda tek guvenecek dal bulamazsiniz. Boyle anlarimda annemi hatirlarim, annemde bacilarindan ve ailesinden benim yaslarimda ayrilmis, kaderimiz birmis annecim: )






Bugun de Doca nin kardesi, kendi kendine taktigi isimle Wampir -bu ismin anlamini cozdum ama biraz gec oldu sanirim : ))))- CCNA (cisco certified network associate) sinavini kazanmis, hemde sadece 1 soru yapamamis. Afferim sana kerata, bende burda soyleyecek adam bulamadim iste, sizlere soyleyeyim dedim. Kediciklerim benim Wampir kardesim sinavi kazandi:)) -Bu arada kendisi bana abla Doca ya eniste diyor:))

Cuma, Ekim 26, 2007

CaDi@SiTe


Nihayet ayagim topraga basti, Santiye deyim!!

Salı, Ekim 23, 2007

SIYAH PROTESTO



Türkiye yarın, yani 24 EKİM 2007 günü şehitlerimiz anısına sessiz protesto yapacak. Tüm TÜRKİYE, tüm VATAN SİYAH giyecek.



Bu mesajı 1 kişiye bile yollasaniz yeter.


Ki biliyorum birden fazlasına yollarsıniz...


NOT: Bu Postu sayfanizda yayinlayiniz lutfen.

Pazartesi, Ekim 22, 2007

Kimin Savasina Alet Olacagiz?

http://www.haberler.com/3-koldan-atese-aninda-karsilik-haberi/



http://fotogaleri.haberler.com/turkiye-sokaklara-dokuldu/



Nasil icim yaniyor, nasil kahroluyorum sabahtan beri yerimde duramiyorum. Allah im sen bizlere bir cikis yolu ver! Bizler savas cikmasin diye yillardir sogukkanliligimizi koruduk. Simdi agir tahriklerle bizi kuzu kuzu savasa surukluyorlar!



Sogukkanli dusununce anliyorum ki, biz istesekte istemesekte savasmaya zorlaniyoruz, anladigim su ki Amerika "hadi Turkiye Irak'a gir, biz sictik, sende siva" diyemiyor ama bir gecede 200 Pkk itini topragimiza surup askerlerimizi kallettirip damarimiza basiyor ve bizim duygularimizi kabartarak oraya girmemizi sagliyor. Butun bunlarin guzelce oynanmis bir oyun oldugunu dusunuyorum. Simdi onlar bize yok girmeyin dedikce, biz inatlasan cocuklar gibi hayir hayir girecegiz diye tepiniyoruz. Girecegiz ne olacak daha az mi askerimiz olecek? Turkiye de ki yuvalarini kurutamiyor, sinirlarimiza sahip cikamiyor iken, nasil bilmedigimiz topraklarda at kosturacagiz?!



2008 e geliyoruz ve hala insanlar birbirlerini katlediyor, agliyorum kahroluyorum. Bu hicbir zaman Kurt-Turk meselesi olmadi, olen askerlerimizin yarisi Kurt, analari agitlar yakiyor kurtce. Sanmayin ki Irak ta oldurulen teroristler basimiza bela olmayacak! Yillarca once savastigimiz adamlara soykirim yaptiniz diye kafamiza kafamiza vuruyorlar, simdi biz onlarin ekmegine yag surup savas baslatacagiz. Amerika savasinca adi ozgurluk savasi olur, biz yaparsak adi katliam olacak! Biz sonuna kadar hakli iken bizi tum dunyanin gozunde suclu durumuna dusurecekler.



Turkiye herseyden once, toprak butunlugunu korumali, sinirlarina sahip cikmali, oncelikli isimiz vatan topragini bolmelerine engel olmak. 200 kisi nasil olurda bir gecede sinirdan girip geri gider? Bu nasil bir sinir diye kimse sormaz mi? Nasil bir oyunun icindeyiz Allah im, sen bizi duzluge cikar!



PKK saldırısında 12 şehit veren Hakkari'nin Dağlıca köyündeki piyade taburunda yaralanan kahraman erlerden biri, o gece yaşananları yakınlarına anlattı.




Sabah Gazetesi'nden Erhan Öztürk'ün haberine göre; hastaneden, kendisini telefonla arayan yakınları ile görüşen Mehmetçik, "Çatışma saatlerce sürdü. O kadar kurşun sıktık ki, mühimmatımız bitti. Bendeki şarjörler bitince, şehit olan arkadaşlarımızın şarjörlerini aldım. Beş şarjör bitirdim" dedi. Halen askeri bir hastanede tedavi altında tutulan ve durumu iyi olan Dağlıca Taburu'nun kahraman gazisi bazı arkadaşlarının da kaçırıldığını söyledi. İşte kahraman askerin anlattıkları:



KÖSTEBEK KUŞKUSU


"Cumartesi'yi pazara bağlayan gece yarısı, birliğimize sızma yaptılar. Çok kalabalıklardı. Ve çok yüklü gelmişlerdi. Biz tepede 50 kişiydik. Uyuma şansımız yoktu. Tepe emniyetini alıyorduk. Çok yakınımızda olduklarını biliyorduk, sesleri geliyordu. Telsiz konuşmalarını da dinliyorduk. Üstlerimizden öğrendiğime göre, içimizden, bizi bilen biri 'Buraya gelebilirsiniz, Burası savunmasız demiş... Bir anda geldiler.. Her yerden çıkıyorlardı. Özellikle üst bölgeyi çevrelediler. Biz iki gün öncesine kadar biliyorduk geleceklerini. Çok kalabalıklardı. Adamların nöbet tuttuklarını, doldur boşalt yaptıklarını, şarjörlerini değiştirdikler değiştirdiklerini her şeyi gördük. Hem termal kamera, hem nikon hem de gece görüş var. Her şeyi gördük. Bizimkiler sekiz kilometre öbür tarafa 3- 4 tane havan attı.



SAYILARI 150'DEN ÇOKTU


Gelenlerin sayısı 150'nin üstündeydi diye tahmin ediyorum. Çünkü üç bölgeyi yuvarlak içine aldılar. Hepimiz uyanıktık. Saat gece 12'yi 20 geçe başladı. Saat 4'e çeyrek kala kobra helikopterler geldi. O saate kadar hep savunmaya çalıştık. Mühimmatımız bitti. Bende üç şarjör kaldı. Şehit olan arkadaşlarımızın şarjörlerini aldım. Beş şarjör bitirdim. El bombası pimi çektim. Bir tane hücüm yeleği buldum. Onlar üstten ve arkadan saldırdılar. Biz önden bekliyorduk. Bizim inip, çıkamayacağımız yerlerden geldiler. Bunları önceden tespit etmiştik. Benim onbeş metre ilerimdeydi adamlar. Kürtçe falan konuşuyorlardı. İsimlerini falan hep duydum. Roketleri vardı. Çok sağlam gelmişlerdi. Doçka (bir tür uçaksavar) bile getirmiş adamlar. Çok ağır bir silah. Silahlar, el bombaları....Bizden 7-8 kişi şehit düştü. Biz 50 kişiydik. 20 kişi kaldık. 14'ü hastanede burada. Sağlamlar. Gerisi ya onlarla gitti. Ya da şehit oldu.



YARALILARI TAŞIDIM


Sonra kobralar bastırmaya başlayınca çocukları aldılar, gittiler. Ben bir tanesini vurdum diye sanıyorum. Çünkü el bombası pimi sesini duydum. On metre yukarımdaydı. Biz aşağıdaydık. Benim yanımda çok arkadaşım öldü. İki tanesini sırtımda taşıdım helikoptere. Onlar gidince sağdan soldan yaralıları topladık. Ben de yaralıyım ama diğer diğer çocuklara göre iyiyim. Sağlığımda bir sorun yok..."

Çünkü gözler yanmıştı ...

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)

Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmali Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları , azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti.

Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı...

Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı.

Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı ... Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.

Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...

ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.

Salı, Ekim 16, 2007

..Hayat..

Garip evet bu hayat, artik hepimiz ogrendik bunu. Karisik hersey, bizim aklimizin alamayacagi kadar karisik, huzunler mutluluklar birbirine gecmis, karismis alabildigine.

Cok kucukken birisi bana kucuklerin gunahlari anne ve babalarina yazilir demisti, o zamanlar en ufak birsey yapsam annem babam cehenneme gidecek diye odum patlardi. Hala icimde ayni endise vardir. Yureklerinde merhamet olmayan insanlardan koru bizleri Allah im. Iyi ki dogduk mu yazdiktan sonra ogrendim sehit haberlerini.. Karistim kotu oldum, sonra bayram geldi, arkadaslar geldi, acildim moral buldum. Hayat dedim ne tuhaf, yine dedim, hep dedim, garip, karisik, hep tuhaf..

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Iyi ki Dogdum-k mu:)


Tatlıım beniim,




Seni düşünürken gözümün önüne annemlerdeki masanın karşısındaki duvarda asılı duran, büyütülmüş, hani sen anasınıfına giderken, elinde legolarla oynarken, okulda çekilmiş , kocaman kocaman D olmuş kara gözlerle, yay gibi dudaklarıyla gülümsemesi dudaklarındaan başlayııp yanaklarıda geçiiip, gözlerine kadar geleeen, miniiiik meraklı köftemiiz:))) geliyor




Canım yaa, ne kadar sana ait yüzlerce resmin olsa da benim cadım (aslında o zamanki lakabın meraklı köfte idi ya) işte o resimdeki cadı. Hep o gelir aklıma. Hatta anasınıfına kayıt için çektirdiğimiz resmin hala, tüm sevdiklerimin vesikalık resimlerini saklıyorum yaa, onların en üstünde abim ve ablamla yanyanalar...
Senin de gözlerin yaşardı değil mi?




Hani sen o zamanlar "m" ile başlayan kelimeleri söyleemezdin yaa;
masa: vasa, mutfak:vıkvak derdin yaa, hani o meşhur yeşil örtü ile kırmızı minderlerle sandalyeden evler yapıp altında oynamaya çalışırdık yaa, hani benim okul arkadaşlarım aradığında telefona ben gelene kadar üüüfff üfff diye üflerdin yaa, hani sen hasta olduğunda anneme dikişde yardım edip de kazandığım parayla sen mutlu olursun diye oyuncak ses çıkaran telefon almıştım da sen elinden bırakmazdın yaa, hani canım annem seni bana emanet edip de, dışarı gidip işlerini halledeyim diye çırpınırken, ben seni, ballı ballı geliyor diye korkutup bağırttırırdım yaa ( ne olur seni korkuttuğum için affet beni hakkını helal et emi), hani annemin verdiği okul harçlığımdan aldığım çokomeli sana getirir verirdim de onun parlak kağıtlarını düzleştirip defterimin arasında saklardım yaa, sen de benim okuldan gelişimi salondaki pencereden cama yapışıp beklerdin de beni görünce çırpına çırpına kapıya koşup açardın yaa...




Valla bak çoook özledim seni çooooooook.
Şöyle sıkı sıkı sarılsaydık değil mi hiç ayrılmasaydıık,




Doğum Günün Kutlu Olsuuun,
Allah hep mutlu sağlıklı ve huzur dolu sevdiklerinle beraber, uzuuun bir ömür geçirmeni nasip etsiin.
Öpüyoruz seni kocamaaan,




Tavsan Ablan ve Ailesi:)
Sevgi ile kalıın.......



Not: Tavsan ablam bu yaziyi yorum olarak birakmisti bana, sabah sabah gozlerimden damla damla yaslar akti, Cancan ablam da asagidakileri yazmis mail ile, kislar gozume makyaj yapmistim tamda, yapilir mi bu bana:))) Allh beni sizlerden mahrum birakmasin, operim kocaman kocaman!! Ablamdan o sakladigi fotografimi istedim bakin ne geldi, basinda kocamaaan kurdelasi ile cingoz cingoz bakan Cadi:) 5 yasinda iken efendim:))



iyiki varsın uzakta olsanda varsın, allaha şükür.
allaha şükür ki seni bize verdi ve tanıdık ne güzelsin
seni çooook seviyorum ablacım
öpucuk kucak vs.vs.vs....Cancan



Not: Seker Ada'nin guzel annesi ile dogum gunlerimiz ayni, gecen yil ben baskin davranmis onunkini kutlamistim, bu sefer o benden once davranmis:))



Sinem'den: Cadıcım Cadıcım yaşasın bu yıl ben yetiştim. Doğum günün kutlu olsun canım.Mutlu yaşlaaaaar:))



Sinemcim Canimcim, seninde dogum gunun kutlu olsun, Allah herseyi gonlune gore versin, kocamn kocaman opucukler:))))

Salı, Ekim 02, 2007

Uretim Hatasi - Defolu Cadi





Evet evet uretim hatasi ama herhangi bir malzeme degil, hatali olan bendenizim! Annem beni yaparken bi bel omurumu fazladan koymus, hani ilerde bisey misey olur kullanir diye dusundu herhalde! Hayir yedek bobregim, yedek kalbim falan yok, omurga kemiklerimden bi tanesi iste alti ustu. Ama bunun hakkinda ki geyik bir turlu bitmedi gitti.



Kucukken bobregimden kum doktugumde benle dalga gectikleri yetmedi, simdi de omurum fazla diye yapmadiklarini birakmadilar. O zamanda insaatlere kum yetistiriyor diyorlardi!



Maillerle bi yandan tavsan ablam, bi yandan da Mayonez beni delirtiyor : )) Sol bacagimda derinden derinden agrilar peydahlanirdi kucuklugumden beri, sanki icinde bir kablo varmista cekiyorlarmis gibi. Gecen Sali gunu muydu neydi, bu bir basladi agrimaya durdurabilene askolsun. Tam o sirada da tesadufen ofise sirketin doktoru gelmis, anlattim durumu. Sizlandigimi gorunce igne yapalim sana dedi, bende gikimi cikaramadim. Zaten toplantidan toplantiya giriyoruz bi yerimde rahat oturayim dedim. Adam ingilizce bilmediginden soforler sayesinde cat pat anlastik, mutlaka rontgen cektirsin siyatik olabilir demis ve hastaneye sevk yazmis. Bende bi arada gittim cektirdim rontgeni o da bi macerali oldu zaten, adam bi kere onden cekti, sonra ok dedi gitti. Bende uzerimi giyindim haliyle tam cikicam oooo dedi dur gitme –yani sanirim oyle dedi: )-, tekrar giy onlugu yandan da cekicez. Iste dil bilmemek ne kadar resil bisey! Herneyse ciktik sonuclari bekliyoruz, iki doktor aralarinda konusup benim rontgene bakiyorlar, sayip duruyolar felan! Bizim soforlerle gitmisim bende, hersey komedi gibi geliyo bana zaten: ) Sofor “matmazel -kucuk gosterdigim icin hala matmazel diyorlar, cok hosuma gidiyo: )- sizin 5 olmasi gereken yerde 6 omurunuz varmis” deyince aldi beni bi gulme: ))) Bu sefer onlarda gulmeye basladilar, “nasil olmus” dedim, “dogustan” dediler. “Napcaz” dedim, “agir kaldirmayin dikkat edin ve simdilik bu ilaclari kullanin” dediler. Ne edelim peki dedik geldik! Doca’yada ulasamamistim sabahtan beri, o sirada da mail attim ablamlara ve Mayonez e uretim hatasiyim diye, hay atmaz olaydim! Ciddi bisey olmadigini anladiklari an basladilar dalgaya, gunler gecti laflari bitmedi: )) Su yazdiklarina bakin:



“Miki miki 6 kulakli miki
Miki miki 6 burunlu miki
Cadi cadi 6 omurlu cadi” Tavsan ablamdan!!



“ilerde tekerlekli sandalyeni Doca sürecek söyle body yapsın, kas yapsın: )”
“6 6 6 amanda 66666” Mayonez’den!!



Bide babama bakin: “Hah o Cadi ya soyleyin benimde kemige ihtiyacim vardi, gondersin de corba yapalim, hahahahaa-burda da erol tas gibi guluyo-”



Ben ne yapayim bunlarla bilmiyorum ki: )) Ulan bi hastayim diye kendimi acindiramadim sunlara: ))

Cuma, Eylül 28, 2007

Mutlu Yillar Docis, Iyi Dogdun!!

Seninle hayat boyu bir kuru ekmegi paylasacak..












Gelecege guvenle bakacagim..












Ve Allah'in izniyle, her zaman yanimda yuruyecegini bilecegim..














Sende bil:))) - You will never walk alone!!

Pazartesi, Eylül 24, 2007

Uyuyan Sehir..


..Normalde tiklim tiklim olan yollar iste boyle bombos oluyor..

Tunus’ta ramazanlar nasil oluyor diye kimler sormustu parmak kaldirsin: ))
Tek cumle ile ozetlersek, sokaklarda kimsecikler olmuyor ve butun sehir uyuyor!! Evet evet yanlis duymadiniz, sabah 8-9 gibi ise baslayan Tunus’lular 12-13 gibi paydos edip evlerine gidiyorlar ve uyuyorlar!! Anlayacaginiz burada “orucu uykuya tutturuyorlar” : ))


Gectigimiz Pazar gunu Doca ben ve Tiflis’ten Commercial olarak bahsettigimiz arkadasimiz -artik hem orada hem burada calisacakmis, yani Palyanco ile aramizda kopru olacak: )- Tunus’u gezmeye karar verdik. Once merkeze gittik, arabanin icinden saat kulesini cektim, camdaki pisliklerde cikmis: ) Tunus’ta Ramazan’i yazacagim guzel bi cami bulup cekeyim dedim ama karsima bu kocaman katedral cikti! Adini bilmiyorum ama mimarisi degisik geldi ve sizin icin fotografladim. Sonra Ibni Haldun un (tarih felsefesinin hatta sosyolojinin kurucusu sayilan Ibni Haldun Tunus dogumlu imis )heykelini gordum, onu da cekiverdim. Hepsinin saymayayim fotograflar asagida doya doya bakiniz!


Aksam yine ayni uclu bu sefer iftari disarda acalim, dedik. Normalde sirketten arkadaslarla aramizda para topladik onlarin evinde bir kadina para verip toptan yemek yaptiriyoruz. Hergun orada yedigimiz icin en azindan Pazar gunleri farklilik olsun dedik. Ama nerdeee, butun lokantalar kapaliydi!! Gunduz kapali olmasini normal karsiladik, hani dedik aksam olunca acilir herhalde hepsi, yanilmisiz efendim. Hicbiri acilmadi, bizde tiris tiris geri arkadaslarin evine gidip orada yedik. Birde dondurmali yaspasta vardi adini unuttum ama harika bisey, aranizda tarifini bilen varsa hemen yazsin: ))


Daha sonra ise yine Commercial la birlikte Sidi Bou Said e gittik. Megersem buradakiler gunduzleri uyuyor ve geceleri geziyormus Ramazan ayi boyunca!! Orada cok guzel bi kafede ayakkabilarimizi cikarip siltelerin uzerine serildik ve nargile-kahve keyfi yaptik, ben yine fotograf manyagi oldum orada da : )) Surekli nargileyi cekerken suyun fokurdamasini cekmeye calistim ama beceremedim! Nargileyi cok cekmekten basimin donduguyle kaldim: )) Biz cikarken 23:00 e dogru millet daha yeni geliyordu.. Anlasilan o ki Tunus’lular gece kusu: ))



Cumartesi, Eylül 22, 2007

Cadi Junior Dogum Gunun Kutlu Olsun!!

Kaynak:Google:)
Bugun abimin kizi, bicirik yegenim, Kuccuk Zeyno'mun Dogum gunu, ben onu kendime benzetiyorum o yuzden Cadi Junior diyorum:)) Canim seni cok opuyorum, abini de sen benim yerime op! Bence artik bu kitabi okuma zamaniniz geldi, Zeyno bi kac gune kadar babaannenin evinden kitaplarinizi alirsiniz, bir abine bir de sana:) Pamukel sende sizin evde bekle bakalim;) Ben bayilmistim eminim sizde seversiniz.. sekerler operim..Sarkida onlarla ilgili zaten, benden once Zeyno'ya sonra hepinize gelsin;)

Now you all know

The bards and their songs

When hours have gone by

I'll close my eyes

In a world far away

We may meet again

But now hear my song

About the dawn of the night

Let's sing the bards' song



Tomorrow will take us away

Far from home

No one will ever know our names

But the bards'song will remain

Tomorrow will take it away

The fear of today

It will be gone

Due to our magic songs



There's only one song

Left in my mind

Tales of a brave man

Who lived far from here

Now the bard songs are over

And it's time to leave

No one should ask you for the name

Of the one

Who tells the story



Tomorrow will take us away

Far from home

No one will ever know our names

But the bard's songs will remain

Tomorrow all will be known


And you're not alone

So don't be afraid

In the dark and cold


'Cause the bards' songs will remain

They all will remain



In my thoughts and in my dreams

They're always in my mind

These songs of hobbits, dwarves and men

And elves

Come close your eyes

You can see them too

Cuma, Eylül 14, 2007

Tatli Cadi'nin Koku Sobesi:))


Bayadir arka arkaya yazinca yine tikandim sanirim, Tatli Cadi

beni kokular hakkinda sobelemisti, ahanda ebe sobe: )


Biz ailecek it gibi koku aldigimiz icin kokular hayatimizda onemli yer tutar: ))


Ornegin bir gun, Cadi henuz liseye gitmekte odasinda kendi halinde takilmakta, ya gunluk yazmakta ya kitap okumakta ama asla ve asla ders calismamakta iken, annesi bir bardak cay getirir. Icerisi annesinin apartman komsulariyla doludur. Cadi caydan bi yudum alir ve iceri kafasini uzatir, annesini goremeyince tum gucuyle bagirarak –azicik densizlikte vardir- “Anneeeee bu cay cok kotu kokuyoooo!!” der! Ve o sirada salonda bi sessizlik olur, herkes bi Cadi’ya bi de S. isimli komsuya bakmaktadir! S. cemkirerek Cadi’ya “Aaa nesi varmis cayin ayol” der ve bu olum sessizligini bozar! Cadi o anda yedigi poku anlar ama nasi kiviracagini sasirir, meger cayi anne degil, komsu kendi evinde yapip getirmistir! “Eee sey ben, annem bardaklari camasir suyuna koyuyor da, hani belki iyi durulanmamistir, eee bekli ondan kokuyo olabuluuurr!” Herkes gittikten sonra, en samimi komsumuz saatlerce gulerek “hahaha, ilahi Cadi biz yillardir kokuyo diyemiyoruz sen herkesin icinde bagira bagira soyledin, hay cok yasa” diye bana arka cikmis, annemse ya “kizim cay koksa bile gel bana mutfakta sessizce soyle, ne hoduk gibi milletin icinde bagiriyosun” diye haslamistir: )) Zaten annelerin asli gorevi arada bi biyik altindan gulup, kizlarini haslamaktir: )) Iste biz boyle hassas burunlu bir aileyizdir:P


Sevgili okuyucular bu nadide olayida sizlerler paylastiktan sonra gelgelelim sevdigim sevmedigim kokulara.


Burnunun koku almasi, midesini direk etkileyen biri olarak, herhangi bir pis koku duymaya dayanamam. Yegenimin bebek bezini degistirirken bile ogur ogur midem disari cikardi. Yalan yani o, yok bebeklerin kakasi bile sut kokarmis, bence gayet pok gibi kokuyor! Sadece sut icen bir insan yavrusunun pisligi, nasil oyle kokabilir: ))) Bebeklerin teride eksimis yogurt gibi kokar gerci:P Bebeklerden gelen guzel kokunun surekli popolarinin kremlenmesi, bebek yaglariyla masajlar yapilmasindan kaynaklandigini dusunuyorum, yoksa ciktigi yer belli zaten, cennet kokusu falan hikaye:) Benide o kadar yaglayip kremleseler bende oyle kokarim! Tamam tamam kizmayin! :))


Her nevi cicek kokusuna bayilirim ama en cook annemin gullerinin.. Epey bi once o gullerle ilgili bir yazi yazmistim ama ikide bir gecmisi sildigim icin link veremiyorum: ))


Parfumlerimin isimlerini aklimda tutamam, genelde hediye gelmislerdir zaten. Oyle karisik kullaniyorum, bu konuda cok kulturlu oldugumu soyleyemeyecegim. Yalnizca burnumu zedelemeyecek, siktigimda kendimin alabilecegi kokulari severim. Yani gectigim yerler parfumum koksun istemem ama yanima yaklasan hafifte olsa temiz bir koku alsin isterim.


Imm sonra herkeslerin dedigi gibi sevdiklerimin kokusu cok guzeldir, onlarin teri bile misk kokar insana.


Iste boyle, bu yaziyi 3 gunde yazdigimi belirtir, konu butunlugu denen seyin 3 gunde tutturulamamasini mazur gormenizi diler, ayrica gecikmeden dolayi tatli cadim dan ozur dilerim: ) Sanirim bu konuda sobelenmeyen kalmadi: )) Hepinize sevgiler der, kacarim..

Çarşamba, Eylül 12, 2007

Cumartesi, Eylül 08, 2007

Ailecek Gurur Duyduk!

"Toren Devleti"

Butun aile benim gibi zir zop degil ya:))) Benim gayet akli basinda iki ablam ve birde abim var. Iste buyuk ablamin esi, yani tatli Pamukelli'min babasida kendine ait sayfasinda, kendi halinde guzel yazilar yaziyordu. Linke bakarsaniz o harika yazisiyla farkedilmis ve gecenlerde Mehmet Barlas, enistemin bir yazisini butun gazetelerde ki kosesinde kamuoyuna acmis!


Gercekten hak etmis butun ovguleri ve cok guzel bir konuya deginmis, tebrikler eniste!

EDIT:Enistemi bir kere daha tebrik ediyorum, sayfasina gelen bu yoruma -sanirim yazi okunmadan yapildi- boylesi bir cevap verebildigi icin. Ben sahsen duygularima yenilir ve hircinlasabilirdim, ancak o tum efendiligi ile kendisine bu cirkin yorumu birakan kisiye en guzel cevabi vermis.

11.09.2007 11:15:12Benim yazdığım bir yazıyı Mehmet Barlas köşesine taşıyarak övecek olsa... Ya da benim herhangi bir yazım yalaka / dinci Yeni Şafak'ta yayımlanacak olsa... Kendimden utanırdım, yerin dibine girerdim, kimselerin yüzüne bakamazdım. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Ama ONPUNTO ve yazı sahibi sevinçten göbek atacak neredeyse... Yazıklar olsun!Yaban Gülü tarafından eklendi.

11.09.2007 13:45:21
Sayın Yabangülü Eğer benim yazımın içeriğine ve fikirlerime bir itiraz veya eleştiriniz varsa lütfen belirtin. Çünkü yazıyı okuyanın kim veya ne olduğu değil, önemli olan yazımdaki fikirlerdir. Keşke kişiler ve guruplar sadece kendisi gibi düşünenleri değil, farklı hatta karşıt gördüğü fikir ve düşüncelerdeki kişileri ve görüşlerini de okusa ve anlamaya çalışsa. Zaten ülkemizin en temel sorunu da bu değilmi? Kendilerini belli bir çerçeve ile sınırlayan kişi ve guruplar hem kendilerini diğerlerine kapatıp , karşıt saydıklarını okumuyor ve dinlemiyorlar, hem de kendilerinin ve görüşlerinin diğerleri tarafından okunmasını ve dinlenmesini bile istemiyorlar. Peki bu durumda biz ülkemizin ve toplumumuzun birliğini ve beraberliğini, bütünlüğünü nasıl sağlayacağız? Eğer ben de sizin gibi düşünseydim, yazımdan Mehmet BARLAS ve Yeni Şafak bahsetti diye utanmam ve kimselerin yüzüne bakamamam , bu durumda ise, ya benim ya da Mehmet BARLAS ve Yeni Şafak okurlarının bu ülkede yaşamaması gerekecekti. Kimse kendi rızasıyla memleketini terk etmeyeceğine göre o zaman her gurup diğerlerini bu memleketten çıkarmaya çalışacak demektir. Yirmibirinci yüzyılda, demokratik bir ülkede insanların toplum tasavvurunun bu olmaması gerektiğine inanıyorum. Hem ONPUNTO hem de ben, göbek atmasak da , eğer bir sevinç duyuyorsak, sadece görüşlerimizi bu ülkenin diğer insanlarına duyurabildiğimiz ve görüşlerimiz üzerinde düşünüldüğü ve yazıldığı içindir. Ben sabah ilk iş olarak, internetten tüm gazeteleri ve farklı fikirdeki tüm köşe yazarlarını okumaktayım ve bundan utanmıyor, tam tersine farklı fikirleri öğrenmeye ve anlamaya çalışmaktan mutlu oluyorum. Farklı düşüncelerden değil, bu ülkede farklı fikirlerin yayılmasını engellemek isteyenlerden ise onlar adına utanç duyuyorum. Bunu da tüm samimiyetimle söylüyorum.Necip Güven tarafından eklendi.
http://onpunto.com/ShowBlog2.aspx?Web=vatandas&CId=73636

Perşembe, Eylül 06, 2007

Ilginc:))

Tunus projeleri ilk onume geldiginde hepsine tek tek acip baktim, biraz inceleyince asagida ki cizimle karsilastim. Bu bildigimiz klozet aslinda, ama isimiz icabi buraya giden temiz su-pis su hatlarinida biz projelendirip, uygulatiriz. Yani bir yerde akan kokan ne kadar is varsa bizimle ilgilidir! Asagida gordugunuz cizimde mavi cizgiyle giden hat temiz su hattidir, gordugunuz gibi birisi klozetin sifonuna giden hat, peki ya kirmizi okla gosterdigim digeri ? Iste ben bunun ne oldugunu gururuma yedirip kimseye soramadim:)) Icimden de “ulan koskoca akilli bina yapiyoruz, burada muslugun ne isi var, adamlar tas koyacak degil ya, bu nasi taharet muslugu yeri” diye gecirdim: ))

Iste o cok merak ettigim ve kimselere soramadigim sey burada!! Tunus’a gelince bu aci gercekle karsilastim, efendim burada taharet muslugu bizim bildigimiz gibi klozetin icinde degil, hatta taharet muslugu yok, taharet dusu var: )) Evet evet yanlis duymadiniz, fotografta gordugunuz bir cesit dus, bizim ofisin toto dusu efendim: ))

Çarşamba, Eylül 05, 2007

Ah bu basima gelenler..

Merak edenler icin yazayim, bugun bana satasan arkadas bizim ofise geldi ve ben hic muhattap olmadan odamda oturdum, bir ara o tarafta isim olunca gittim ve onunla birlikte gelen arkadasa hosgeldin deyip onun yuzune bile bakmadim.

Sonra o bizim odaya geldi ve bize “merhaba” dedi, bende “merhaba” dedim, suratimi eksiterek tabii ve bilgisayara donup isime devam ettim. Bana “sizin adiniz neydi” dedi “kusura bakmayin unutuyorum” diye de ekledi, bende soyledim. “Hiimm nasil unuturum tabi Cadi - Doca hep adiniz belgelerde geciyor” dedi. Gorevimi sordu soyledim, “bende 3 sene makine muhendisligi okumustum” dedi, “yaaa” dedim, sirittim tip tip. Aslinda “meslegimi bilirsin, o gece bol keseden nasi muhendis bu boyle -ne yaptiysam sanki- diye dalga gecmistin” demek vardi, demedim.

Sanirim bu su demekti “Bak ben geldim seninle konusuyorum, o geceye dair hicbirsey hatirlamiyorum, ozur bekleme! Hicbirsey olmamis gibi davranalim, pismanim ama ozur de dilemek istemiyorum.” Sahsen ben boyle anladim.

Bu konuda bende hicbisey olmamis gibi davranacagim gercekten de ama birgun Asortik Krep

in dedigi gibi bu olayi ona hatirlatip, kibarca yuzune vuracagim. Ve bir daha kesinlikle ayni ortamda yalniz olmamaya calisacagim.



Ayrica fotografta uzerimde gormus oldugunuz gomlegi, arkadaslarin dugunu icin Tunus’ta ki Mango dan aldim. Doca da o sirada kendine baska bi magazada ayakkabi bakiyordu. Kredi kartimi verdim kasada ki kadin gecmedi falan dedi, tam o sirada da Doca yanimda belirdi nakit odeyelim dedi, aldik ve alelacele ciktik. Biraz evvel ne goreyim! Pesin parayla odedigimiz gomlegin parasi kredi kartimdan cekilmis hemde dinar degil dolar olarak!! Yani hem nakit odemisiz hemde kredi kartiyla ve dolar olarak!! Malesef ise yaramiyor diye buradan aldigim fisleri direk cope atarim yada posetin icinde kalir, o da kimbilir nerede! Saglik olsun diyorum ama su kredi kartimi bir daha Tunus sinirlarinda kullanmayacagimdan emin olabilirsiniz: )) Bir kiytirik gomlege ancak bu kadar para verilebilirdi: )) Bir de bu arkadaslarin dugunu basima ne kadar is acti farkindamisiniz: ))))))))

Salı, Eylül 04, 2007

Cayda Cira Turkusu..


çayda çıra yanıyor, humar göz uyanıyor.

fitil çifte yara bir, yürek mi dayanıyor?



çayda çıra yakarım, yar yoluna bakarım.

bir yüz görümlüğüne, beşibirlik takarım.



çayda çıra, yüz çıra, yanıyor sıra sıra.

yarim keklik, ben, şahin, everim ardı sıra.



çayda çıra yanıyor, ay tutulmuş sanıyor.

yavaş yürü, usul bas, engeller uyanıyor.



çayda çıralar yine, yandılar döne döne.

bahtılı çıra seni, ayda yılda bir güne.



çayda çıralar yakın, çıkın yoluna bakın.

hak nazardan saklasın, kem göz değmesin sakın.



çayda çıra geline, kına yakın eline.

nazar değmesin sakın, has bahçenin gülüne.



çayda çıra’larım var, gizli yaralarım var.

eller al, yeşil giymiş, benim karalarım var.



çayda çıra yanıyor, engeller uyanıyor.

çözme tabip yaramı, al kana boyanıyor.



yanar çayda çıralar, kızlar oyun sıralar.

gelin hanım gelirse, defci toplar paralar



"eskiden elazığ'da oğlan tarafı gelin almaya giderken yol üzerindeki bir çayı geçmeleri gerekir, tam bu sırada güneş tutulması olur, ortalık kararır, insanlar çıralar yakarak çaydan geçmeye başlarlar, uzaktan bakılınca çayda çıraların yandığı görünür. akabinde hakkında türkü yapılır;



çayda çıra yanıyor

hanım nanay nanay

..."


Alinti: Eksi sozluk



Not: Bu turkunun bir yerlerinde "nanay guzelim nanay" gecmiyormuydu, yoksa ben mi yanlis hatirliyorum?


Ayrica daha detayli bilgi ve muzikler icin bakiniz: elazigcaydacira



Pinela'cim yorumunda -gercek bir Elazig'li ve folklorcu olarak- turkunun dogru sozlerini yazmis bizim icin, saolsun, iki gundur mirildanip duruyorum kendi kendime:) Iste burada:


Çayda çıra yanıyor,Yanıp, yanıp sönüyor,

Yavaş yürü usul bas,Engeller uyanıyor.


Çayda çıra yanıyor,Tutulmuş sanıyor,

Yavaş oyna güzelim,Herkes seni tanıyor.


Çayda çıra yakarım,Yar yoluna bakaram,

Bir yüz görümlüğüne,Beşibirlik takarım.


Yanar çayda çıralar,Kızlar oyun sıralar.

Gelin hanım gelirse,Defçi toplar paralar


Çayda çıra yanıyor,Humar göz uyanıyor.

Fitil çifte yara bir,Yürek mi dayanıyor.


Çayda çıra yüz çıra,Yanıyor sıra sıra

Yarim keklik ben şahin,Giderim ardı sıra...

Perşembe, Ağustos 30, 2007

..Kina Gecesi..

Kinaya gitmek icin isyerinden 1 saat once cikilarak, Doca nin sozlerine aldirilmayarak –“sen yarim saatte hayatta kiyafet alamazsin, hele etek hic alamazsin” - kosa kosa bir adet hoppirik etek alinir “bu kadar hizli almamin sebebi o an icin Doca ya -ohh aldim iste!!- demenin dayanilmaz hafifligide olabilir: ))” Aceleyle otele gidip bir cirpida giyinilir, sonracima kosa kosa geri ofise gidilir. Doca arkamdan “dikkat et kendine, geri donmezseniz alayim mi seni” der, ama ben yeni insanlarla tanismanin ve Tunus isi bir kina gecesine katilmanin heyecaniyla “yok yok ben kalirim orada ev var zaten, merak etme derim”. Ofiste bayan arkadaslara katilinarak, kina yapilacak sehire 1,5-2 saatlik bir yolculuk sonrasi sagsalim varilir.
Sonrasini daha farkli yazmistim ama sizi yormayayim fazla detaylarla, buradan devam edin efendim:
Gelinin icine beyaz pantalon ve bluzden olusan bir takim --seffaf gibi:)-- uzerine de kirmizidan bir carsaf giydiriyorlar, basini yine bizde ki gibi bir ortu ile kapatiyorlar.
Gelin hanim misafirlerin yanina gelirken dualar okunuyor ve ellerinde mumlar var, ama bizdeki gibi kucuk mumlar degil kocaman kocaman mumlar.Ustte gormus oldugunuz kapta kina var, bu kinanin uzeri seker doluydu, gelin hanim bu sekerleri avuc avuc uzerimize firlatti:)) Ayrica tatli bir genc kiz bana sekerlerden ikram etti, ben tam yerken bunlardan yiyenler hemencecik evlenir dedi! Doca duymasin ama beni bekar sandiklari icin o sekerlerden yedim:))Yine yukarida gordukleriniz Tunus'a ozgu kina susleri..Boyle kaliplarin icine kinayi kucuk bir poset yardimiyla sikiyorlar, iyice kuruduktan sonrada kagitlari atiyorlar, geriye asagida gordugunuz desen desen kinalar oluyor. Gelinin elleri ve ayaklarini iste boyle desen desen yaptilar..Ayrica acayip bir kina sirasi vardi ve kina yakan hanim accaayip yoruldu:)) Bu eller sirkette yeni tanistigim bir arkadasin elleri;)

Asagisi biraz tatsiz efendim, isteyen hic okumadan bu tatli kina olayini burada bitirsin :))


Benim icin zevkli ve guzel baslayan bir gece, acayip sikintili ve sinirli bitti. Malesef yeni tanistigim, sarhos bir bayan in surekli sozlu tacizlerine maruz kaldim ve anlamadigim bir sebeple surekli o kisi tarafindan asagilandim. Yanimda daha onceden tanidigim ve samimi oldugum kimsede yoktu. Kimsenin tadi kacmasin diye de butun soylenenleri yutmak zorunda kaldim, yoksa sarhos diye kimsenin asagilamalarina katlanamazdim. Zaten ben ve beni asagiladigi insan disinda kimse farketmedi, yada farketmezden geldiler. O beni surekli asagiladigi kiside agzini acip "ya sen ne dedigini bilmiyorsun, ayip oluyor" demedi!! Hala dusundukce elim ayagim titriyor. Aslinda bununla ilgili upuzun bir yazi yazmistim o sinirle, ama yayimlamak istemedim, okuyup herseyi yeniden hatirlamamak icin. Bir kez uyarmak istedim ama sen ona bakma sarhosken ne yaptigini bilmez dedi bir kisi, hic bulasmadim. Oturdum bir koseye ve eve gidip rahat rahat aglamayi, bosalmayi bekledim. Sarhos olmak insana baskalarina hakaret etme hakkini verir mi acaba? Hele ki hic tanimadigi bir insanin davranislarini, meslegini yada yaptiklarini asagilama hakkini verir mi? Ve son bir soru sarhoslar yaptiklari seylerin gercekten farkinda olmazlar mi? -Buna kesinlikle inanmiyorum- Yine mideme agri girdi, kestim ve kactim..

Çarşamba, Ağustos 29, 2007

Rent A Life!

Kiralik odalarda yasayan kiralik arabalara binen kiralik insanlar oluverdik bu sehirde. Arabaya bisey birakma cunku kiralik, her an baskasi binebilir veya araba degisebilir, e ne de olsa kiralik. Evde bisey birakma cunku, “Aaa orasi ev bile degil!” otel odasinda biseyler birakma ortalikta, her gun odana giriliyor, herseyi derli toplu tut. Ayrica o kiralik odanin kiralik kıllı battaniyesini soylede bi daha o yatagin uzerine ortmesinler. Kıllı ve kirmizi bir battaniye bunyemde agır kasıntılı alerjilere sebep oluyor zira. Hatta o kıllı kirmizi kiralik battaniyeyi dusununce bile kasıntım basliyor.

Allahtan o kasintilar benim, yazi yazdigim eller de sukurler olsun ki benim.. Aaa bilgisayarda kiralik ama!! Yuuuh demeyin!! Daha sirketimiz bilgisayarlarina kavusamadi bizde mecburen kiralik bilgisayarlarla calisiyoruz, bilgisayara yukledigin programlari sakin kaybetmee, cunku o kiralik!! Butun belgeleri masa ustune kaydet ki bilgisayari yenisiyle degistirirken araman gerekmesin!





Kiralik odamizin guya mutfagi var ama o guya mutfakta yemek yapmak icin tek bir tencere tava, bicak kasik herhangi bir sey yok. Kiralik evimizin kiralik mutfaginin kiralik buzdolabinda benim olan onlarca danoneyi DoCa ile kiralik tek bir tatli kasigini kullanarak yemek zorundayiz. Hal boyle olunce ben onu beklemeye dayanamiyor ve kakaolu Danoneyi bi guzel kafama dikerek iciyorum: ))) El benim, agiz benim, danone benim, araya benim olmayan hicbisey sokmadan danonemi bi guzel hupurdetiyorum!!







Kiralik hayatlarin kuklalari olduk, bakalim Allah sonumuzu hayr etsin..


Tunus'un en buyuk alisveris merkezinden fotolar, ciyong diye okunuyor. Yolunu bulurken baya kisiye sordukta. Sorarken Cin de bir yer ariyormusum gibi geldi: )))))))


Bu hafta program yogun:







  1. Bu aksam bir arkadasimizin kina gecesi var, oradan degisik malzemelerle ve cici fotolarla donmeyi umuyorum.



  2. Yarin 30 Agustos ve askeri atesemizin resepsiyonuna davetliyiz.



  3. Ertesi gun ise kina gecesi yapilacak arkadaslarin elcilikte nikahlari kiyilip, aksamada ufaktan bir eglencesi yapilacak.



Gelsin fotograflar, yeni yeni hikayeler bakalim, Allah tan bir terslik olmazsa hepsine katilmayi umuyoruz. Ama benim cook buyuk sorunlarim var, kiyafet gibi aldigim bir suru kilo gibii!! Iyyy! Ne yapalim artik biseyler uyduracagiz..

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Simdi de Fransizca!!




Arapca ile basim belada demistim ya, onunla sinirli degil.. Shakespeare’i okuyamadigi icin orta okul 3 de turkce ogretmeni tarafindan azar isiten, “sen hayatinda hic Sekspir i duymadin mi?” diye hakarete maruz kalan minik CaDi simdi gitti geldi Fransizca ya yeniden catti! O gun “evet hocam Sekspir’i cok duydum, ama hic adini okumaya calismadim!!” diye honkurmemek hala icime derttir. Zira Fransizcayi okumasi bi dert, yazmasi ayri dert, anlamasi ise evlere senliktir! Sen yaz 12 harfi, sadece 6sini oku, harf ziyanligindan baska bisey degil. Fransada cocuk kitaplari bile kalindir herhalde !! Hani kanmayin oyle kalin kalin fransizca kitaplara, cogu harfi sus olsun diye yaziyorlar, kitaplar doluyor. Okumayacaksin niye yaziyosun : )) Bunun kagidi para, murekkebi para, GB lar doluyordur bilgisayarlarda da kesin! Turkcemizin gozunu seveyim valla, “yazildigi gibi okunurBUDUR! : ))




Yemek yemege gidiyorsunuz, menulerde fransizca zaten, ben okudugumu saniyorum ama teleffuzum yerlerde surunuyor:)) En sonunda iste bu diye parmakla gosteriyorum, bunun icinde ne var? Garson ingilizce biliyorsa iyi de, bilmiyorsa gozlerimi kapatip, o piti piti karamela sepeti diye yemek olayini direk sansa bagliyorum: )))) Ama burada en buyuk sorun su ki kimse tek bir dil konusmuyor. Hani Gurcistan’da da rusca gurcuce karisik konusuyorlardi ama ikisini ayni anda konusmuyorlardi. Kendi aralarinda hep gurcuce konusuyorlardi, teknik konularda rusca konusuyorlardi. Bizde Allah a sukur derdimizi anlatacak kadar 20-30 kelime ogrenmistik, pazarda catir catir pazarlik bile yapiyorduk Palyanco’mla: )) Ama burada tamamen iki dil birbirine karisip yeni bir dil olmus. Zaten sanirim bizim burada ogrenecegimiz Fransizcayi Fransizlar anlamaz, Arapcayi da araplar anlamaz. Ha sen ikisinden birini iyi konussan anlarlar ama kulak dolgunlugu denen olay tarafindan hic sansimiz yok! Neyse olacak olacak, o da olacak..




Is olayina girersek cikamayiz diye hep erteliyorum. Cunku burada hersey karmakarisik! Biz -ongorulen tarih- Ocak ayina kadar -Tunus’un baskentide Tunus- Tunus ta kalip, Ocak’tan sonra insaatin yapilacagi col ortamina transfer olacagiz. Cole en yakin yerlesim biriminde de kendi kalici evlerimiz var, yani iki sene oturacagimiz evler. Ama bizde ongorulen tarihe hic bi zaman uyulmaz, yarin hadi gidiyorsunuz derler, yada Ocak gecer Mart gecer, Nisan gecer.. biz hala gidememis oluruz. Herseye hazirlikli olmak lazim.




"Pazar gunu kahvaltisiz olur mu, ne yaptim ettim tum imkansizliklara ragmen super duper ekmek ustu pizza yaptim, sofrayida elimden geldigi kadar suslemeyi unutmadim, ancak boyle oldu:)) bir Turk kizina tum zorluklari yenmek yakisir:P"





Perşembe, Ağustos 23, 2007

Tavsan Bacumla Msn Muhabbeti:))))


CaDi says: Bacuuu buradamin gii


tavsan says: bubamla carsiya gedup alışveriş yaptuk


CaDi says: anam agladi gii sabahtan belli calis calis


CaDi says: oh ne kadden gozel


tavsan says: et balcan neyim aldık


CaDi says: yimek mi yapcaniz


tavsan says: gelup balcan kebabu yaptık


tavsan says: şimdi fırında pişiyoo gelcenizmi


CaDi says: hee gelek aksam yimegeene


tavsan says: valla gıs ne güsel oluu gelün emü


CaDi says: oluuu geluukene ben ne edem de getirem bacuu


tavsan says: senün herüf seve balcanu kebabu


CaDi says: oo bayulu bayuluuu


tavsan says: anam kömbe yapuvee


CaDi says: kombe itin olmus bacuuu


tavsan says: senün elleründen bek güsel oluu



CaDi says: daha ondan gayru ne isteen


tavsan says: baska şeyin geree yoo


tavsan says: anamda davuk suyuna bulgur bilavu edeyyo


CaDi says: anam anam oyyy gozunun yagini yedigim


CaDi says: salap sulap yaladigim anam


tavsan says: orada yimeklee nasuu bacuu


tavsan says: yarunada ben davuklu börek edivercem


CaDi says: allah seni inandursun bacuu daha bi tabah yemegee bitiremedim geldugumden beruu


tavsan says: bol baharatlumu salçalu kalçalu mu


CaDi says: ben gelmeyum de kimler gelsun oraya anam babam


tavsan says: anaa neyekine porsiyonlar mı çok büyyük


CaDi says: yook gii onume goyduklari yimegee itin onune goysan yimez


CaDi says: peeh


tavsan says: aboooo neyekine


tavsan says: turk lokantası yok muu


CaDi says: baska bisey bilmiyollar


tavsan says: ne biliyollar


CaDi says: et patatiz yumurtadan gayrisini bellememislee, her halta garusturuveriyollar


tavsan says: ayy fransalarda benum heruf bir et yemiş pişmemiş


tavsan says: götürün pişirinde gelün demiş


tavsan says: 3 kez gitmiş gelmiş et


CaDi says: haha


CaDi says: Bacuu o gavullar oyle severimus


tavsan says: çiğ hala gii



CaDi says: cok pismis istersen orada senu benu begenmezlermis


tavsan says: işte orada fransız sömürgesi ya


CaDi says: amaan netcen iste


CaDi says: gavur memleketi nire olussa ossun


tavsan says: anam sen onları begenme


tavsan says: ne demek senu benu begenmezlermiş


tavsan says: çiğ et yeye yeye sarkozi akıllı olmuş pis heruflee!!


VE CADI KOPAR !!


CaDi says: hahahahahahahahahaaa

Pazartesi, Ağustos 20, 2007

Iste Tunus'tan Ilk Foto'lar -yogun istek uzerine-

..Sidi Bou Said'den fotolar..

...Tunus'un en guzel sokaklari...



...En guzel manzarasi buradaymis...








..Yasemin ciceklerinin pesi siraa, keske kokusunuda ekleyebilsem sayfama..




...Kapilar ve pencereler bu semtte mecburen mavi, ama iscilikleri cok hos...




Buranin en meshur tatlicisindan tatlilar bu zarif kutuda hediye, lutfen sizde buyrun;)







...Santiye'nin yapilacagi alandan, yani colden fotograflar...








..Heryer dumduz, onum sagim solum saklanmayan ebe sobee!..







...Oyy oyyy gozlere bak gozlereeee...


NOT: Her yaziya farkli bir template yapmaya karar verdim, benim gibi kararsiz bir teraziden de fazla bisey beklemeyin zaten:))

Serseri Mayın

Lilypie Second Birthday tickers