Çarşamba, Mayıs 30, 2007

Durum raporu

Geldim ben işe bile başladım. Artık bir süre mecburiyetten etek yada elbise giyeceğim. Bugünde simsiyah bi elbise ile geldim işe, meğersem burada simsiyah yas tutanlar giyermiş- Allah korusun- elemanlarım panik oldu beni öyle görünce birine bişey mi oldu diye:) Bende yok dedim sadece siyah rengi severim:) Bundan sonra kremlerimi sürüp, kendimi güneşten koruyacağım. Artık sünnet çocuğu gibi eteğimin önünü tutarak gezmiyorum ve gayet iyiyim. Bi ara iki büklümdüm, hatta geceleri bana yaşam üçgenleri yapıyorlardı onun altında yatıyordum, üzerime bişey değmemesi gerekti malum. Güneşten kendimi korumam gerektiği için, bizimkiler benimle dalga geçiyorlar biz denize gireriz sende havlumuzu tutarsın diye:)


Dün gece geldim Tiflis'e, eve girince bi tuhaf oldum. Ayaklarım geri geri gitti valla. Şimdi de işyerinde herkes geçmiş olsun diyor, bana bakıyorlar bi tuhaf oluyorum doğrusu. Amaan sıkıldım bu işten, Allah kimseye yaşatmasın diyor ve kapatıyorum bu konuyu burada. Yoksa psikolojimi bozuyor.


Gelelim ablamlara, saolsunlar bana bebek gibi baktılar. Tavşan ablamın oğlu ise sanırım benden biraz korktu ilk gittiğimde, sürekli bana komik komik şeyler söyledi. Ona bişey dediğim zaman sesini kalınlaştırarak-beni korkutacak ya aklı sıra- "sen yapma, sen gitme, sen okuma" deyip durdu. Ona Arman Paçino dedik, Al paçino gibi:)) Bende seni ıssırıcam diye tutup tutup mıncıkladığımda "teyse lüffen yapma lüffeeeen" diyordu:)) Ben hiç sana kıyarmıyım eşşek sıpası, ama bol bol sevdim, ve onbinlerce fotoğrafını çektim. Maşallah süphanallah pek tatlııı, yedim yedim bende o şekeri doyamadım. Pamukellim ise hergün bugün kimde kalacaksın deyip durdu, gideceğimi duyuncada gözlerini belertip -bu dolan gözlerini kocaman açıyor ki ağlamasın diye:)- bu seferde bi yerini kesip gel dedi:)) Keşke imkan olsa da hep beraber olsak. Maşallah yeğenlerim diye mi bana öyle geliyorlar bilmiyorum ama ikiside şeker değil bal gibiler!


Bu arada geldim, müdürümde hasta olmuş, bi deri bi kemik kalmış. Baya üzüldüm adam ayakta zor duruyordu valla! Teknik gruba nazar değdi diyorlar, gerçekten de doğru. Nazara inanmayanın aklına şaşarım. Bence gerçekten de nazar değdi bizlere.


Minik patikleri eleştirenler olmuş sanırım, yorumlarını okumadım ama sayfasında yazdıklarına göre sık sık maşallah yazdığı için ama onu çok iyi anlıyorum. İnsanın sevdiğine bile nazarı değermiş. Bu konuda bende psikopat oldum, ve sürekli herkese maşallah diyorum:)) Ama demek gerekmiş zaten.


Gözlerimden uyku akıyor ve kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki şu an, bi yatak olsa, ben yatsam yatsam ve hiç kalkmasam istiyorum. Bide beni toplantıya çağırdılar ama sonra hadi sen yeni geldin daha dinlen dediler, saolsunlar:) Valla hiç toplantı havamda da değildim doğrusu. Gözlerim yanıyor öyle uykusuzum ki. Aslında uyudumda baya ama dinlenemedim demek ki.


Şimdi bi iki sorun var halletmem gereken kalibrasyon cartı curtu, ben kaçıyoruuumm..

Cumartesi, Mayıs 26, 2007

Nihayet:)

Nihayet Andy'cim bu güzel haberi blogundan da açıklamış. Bi ara yazmıştım belki hatırlayanlar olacaktır. Çok güzel bir haber yakında açıklarım diye ama onlar daha anne ve babalarına bile söylemedikleri için gıkımı çıkaramamıştım:) Bu güzel haberi ilk ben öğrendim, ayrıca o yüzden de çooooooookkk mutluyum:) O günü sanırım hiç unutamam, Fıstık Palyanço'cuma sarılıp sevinç gözyaşları dökmüştüm:) Zaten gelecekte doğupta Cadı teyze diye yanıma geldiğinde "nasıl büyümüşsün, ben senin 8mm olduğun zamanları bilirim" diyeceğim:) Şimdiden 17 mm oldu bile, bu çocuklar ne çabuk büyüyor deeeermişim:)


Palyanço'yu ikna etmek zor oldu ama sonucu güzel oldu:) İkinize de sevgiler Türkiye'den; hızla iyileşiyorum, yakında geleceğim bekleyin anacığım;)

Pazartesi, Mayıs 21, 2007

Yamalı Cadı

Nasıl başlasam bilemiyorum. Başıma-mıza gelenleri Allah kimseye yaşatmasın. Öncelikle şu anda iyi olduğumu yazayım da yazımın sonuna kadar merak etmesin kimseler. Allah beterinden korusun. O kadar zor yazıyorum ki bunları, yazarken herşey gözümün önünden bir bir geçiyor ve yeniden yaşıyormuş gibi oluyorum. Belki de yazmamak en iyisi, kafam karışık. Kimseyi anlatarak üzmekte istemem ama anlatasım var, içimdekileri akıtasım rahatlayasım var. Okumak zorunda değilsiniz ne de olsa.


09 Mayıs 07, Çarşamba günü, Doca İstanbul’dan o gün gelmiş, nasıl mutluyum. Avrupa yakasını izlemek için kurulmuşuz koltuklara. Ben her zaman ki kocaman fincanıma nescafe mi hazırladım yanına da nutella ve büskivi mi aldım, keyif yapacağım aklım sıra. İşte siz siz olun kahveyi tepsiye alıp koltuğun kenarına koymayın!! Hatta kocaman fincanlardan uzak durun!!! O kahve tepsiyle beraber üzerinize dökülüp sizi günlerce süründürebilir, tıpkı benim gibi. Bir kahve insanı nasıl yakabilir, sorusunun cevabı benim. Doca ya göre guiness rekorlar kitabına girermişim bir kupa kahve ile ne kadar çok yanılır diye: ) Nasıl oldu derseniz, televizyonda Irak’ta bomba patladığı için ölen Türk'lere üzülürken tepsinin kaydığını gördüm ama bi yandan tutmaya çalışıp bi yandan televizyona bakıyordum hala!, hayatta aklıma gelmezdi üzerime döküleceği. Ve tutamadım, o koca fincan kaynar kahve cumburlop üzerime aktı ve sol bacağım tamamen yandı. Altı üstü yanı kenarı heryeri yandı. Ondan sonrası kabus gibi zaten, çığlıklar bağırışlar, zorla duşa götürdü Doca beni. O olmasaydı ya yanımda? Allah'ım lütfen bayılayım diye ağlıyordum. Yine yalnız olsaydım, bir önce ki gün olsaydı ne yapardım? Bunu düşünmekten kafayı yiyeceğim. Allah a şükür o yanımdaydı.. Ambulans çağırdı sonra, duştan beni almaya gelen hemşire beni görünce bir çığlık atıp dışarı çıktı. O kadar kötüydü yani..-Ama şimdi iyiyim: )- Zorla sakinleştirici iğne yapılarak o duşun altından çıkabildim. Sandalyeyle dışarı taşındım, ambulansa zar zor koyuldum, kimse bize yol vermediği için bağıra bağıra ve "Tiflis bu kadar büyük mü" diye ağlayarak gittim hastaneye. –İyiyim dedim dimi: ))- Orada gözümün önünde yaşlı buruşuk 4-5 tane kadının elini görünce "bunlar çok yaşlı" diye bağırarak ağlayışımı da hatırlıyorum. O gün ve sonra ki günler sürekli ağladım zaten, pansumanlar çok canımı yakıyordu. Bu dünyada yanmak bu kadar acı veriyorsa öbür dünyada Allah günahlarımızı affetsin!! Cumartesi sabahı İstanbul’daydık, Tiflis bu iş için yeterli değil. Doca'nın doktor arkadaşı, iyi bir doktor bulmuş bana, kendisi pire gibi hızlı ve işinin ehli bir adam. Yine beni ağlatarak bi pansuman yaptılar, ve ameliyata karar verdiler. Önce yapay doku dedi ama sonra kendi dokunu kullanacağım dedi. Ben lokal anestezi olurum sanmıştım genel olacak dedi falan. Ne olacaksa olsun, tamam dedik ve İstanbul’da yaşayan teyzemin evine gittik.


Anneler günüydü o gün, Teyzem bizim annemiz gibidir. Eniştemden bahsetmiştim burada daha evvel. Kalbi durmuştu bir ay kadar önce blogumada yazmıştım. Doca, ben, teyzem, eniştem ve komşularının kızı hep beraber konuşuyorduk salonda. O sırada enişteme birşeyler oldu. Nefesi gitti ve yığılıp kaldı kanepeye.. Kalbi yeniden durdu, hepimiz mahvolduk. O gecede ambulanslar, sesler, bağırışlar, ağlamalar.. Doca kalp masajıyla eniştemi yeniden hayata döndürdü.. Hepimiz önce Allah a, sonra ona minnettarız. Maşallah süphallah diyeyim Doca bu konularda çok soğukkanlı. Gerçi soğukkanlı ama onda da yeni çıktı acısı, iki gündür çok hastaymış, Tiflis'e döndü ve tek başına: (( Tabi kolay değil bir haftada iki kere acil müdahelede bulunmak. Onu 112 ye alacaklar bu gidişle.. O günde kabus gibiydi anlayacağınız, adresi tam bilmediğimiz için ambulans çağırana kadar perişan olan ve o ayağımla rağmen heryere koşturan!! bir ben vardım. Hatta aşağıya inip ambulanstakileri yukarı getirdim. Doca eniştemin başından ayrılamadı, iyi ki oradaydık. Adrenalin insana neler yaptırıyor. Sürekli daha önce by pass ameliyatı olan teyzem için kendime hakim olmaya çalıştım. Arada bir yığılıp kalıyordum ama her seferinde kendimi toparlayarak yeniden kalkıyordum. Orada da o kadar çok şey oldu ki, önce bize çok uzak olmasına rağmen bir hastanenin aciline götürdük kendi doktoru orada diye, yolda arkadan ambulansımıza fenerbahçe için sokaklara dökülmüş arabalardan biri çarptı. Ben ambulansı kullanan adama ağlayarak, ne olur binin arabaya diye yalvardım. Şimdi herşey hayal gibi –bu arada eniştem de iyi : ))- Oraya Allah kimseyi düşürmesin, eniştemi o halde taburcu ettiler!! Ve bize insan gibi muamele eden bir kimse yoktu! Herşey birbirine girmiş cehennem gibi bir yerdi. Nöbetçi doktor bile yoktu hastanede.. Ama herkes kendi canının derdine düşmüştü işte. Başka bir hastaneden ambulans çağırdık ve o gece eniştemi orada -olması gerektiği gibi- yoğun bakıma aldılar. Zaten acillerinde kardiyolog bulunduruyorlarmış ve doktor eniştemin dosyasını tek tek okudu ve Doca’ya hayatını kurtarmışsın dedi. Diğer hastanede bırakın dosya okumayı, anlayacak bir adam yoktu, çünkü uzman doktor bile yoktu!! Zaten daha sonra bi belge için başhekime gidince adam bu hastayı kim nasıl taburcu etti diye ortalığı birbirine kattı.


Enişteme ikinci kriz gelmeden kalp pili takılması gerekiyormuş. Eniştem şu anda iyi bir hastanede, pili takıldı ve yeniden yaşama tutunmaya çalışıyor. Allah hakkımızda hayırlısını versin, umarım en yakın zamanda düzelir. Tüm bunlar olurken aklımdan geçenler, iyi ki yanmışım da buraya gelmişiz, teyzem evde tek başına o durumda ne yapardı. Ya Doca orada olmasaydı eniştem ne olurdu, hala bunları da düşünmekten kafayı yiyeceğim.


Tekrar gelelim bana, ben ertesi gün o deli gibi koşturan halimin çok acısını çektim ama çaktıramazdım kimselere.. Teyzem zaten o haliyle peşimde geziyordu. Bende zaten ertesi gün ameliyat için yattım hastaneye, doku nakli dedi doktor. Aslında anesteziden çok korkuyordum, Doca’ya resmen vasiyetlerimi söyledim: )) –Şimdi, İyiyim ben iyiyim: ))- Doktorlar ve hastane çok iyiydi, çok şükür hiç sorunsuz ve başarılı bi ameliyat geçirdim. Uyurken anestezist daha önce hiç ameliyat oldun mu diye sordu, hayır dedim, hiç mi dedi, hiç dedim -ama ikimizde gülüyorduk bu sırada- sonra dalmışım. Hiçbirşey hatırlamıyorum. Uyanıncada sürekli gülüyormuşum ve söylediklerim şunlarmış:


“Doktorlar çok iyiler”, “Altıma yaptım mı: ))” , “Seni çok seviyorum”, “Ablamlar, Annemler aradı mı”, “Aşkım Beni öper misin: ))”. Tabi bunları ağzımı yaya yaya sarhoş gibi söylüyormuşum o yüzden Doca benimle epey dalga geçti: ))

Ameliyattan sonra sadece bir çorba içirip, beni aç bıraktılar, gece de bu yüzden tansiyonum 7-3 kadar düştü. Hemşire kız beni bir türlü uyutmadı, 20 dakikada bir tansiyonumu ölçüp ikide bir serum taktı. Ama nafile, ben aç kalınca kötü olurum. Gerçi tansiyonum hiç etkilemedi beni çünkü acayip uykum vardı. Artık şu kız gitsede uyusam diye bakıyordum ama o gece 4 serum yedim ve ilaçlarda cabası. Bi rahat uyuyamadım: )) Sabah kahvaltı verdiler de kendime geldim biraz, ama sonra yine hemen acıktım. Baş ağrısı ve mide bulantısından duramadım ve Cancan ablamın ayakkabısına kustum!! En sonunda açlıktan böyle olurum dedim tekrar ve kan şekerimi ölçtükten sonra tekrar karnımı doyurdular da rahatladım:)))


Bu arada hergün ağlıyordum, ta ki Cancan ablam gelene kadar, zira annemler gelemediler yanımda bir tek Doca vardı. O da mahvoldu zavallım, her ne kadar onu üzmemek için kendimi tutmaya çalışsamda durmadan ağladım işte. Özür dilerim, Doca sana ettiğim eziyetler için..


Şu anda ise ablamların yanına geldim, pansumanlarım devam ediyor. Tek bacağım yanmıştı ama diğer bacağımdan dan doku aldıkları için orada da kocaman bir yaram var. İkiside iyileşiyor çok şükür. Bacağımda girinti çıkıntı kalmadı, sadece renk değişiklikleri var ve sızlıyor. Doktor yaz boyunca güneşten sakın, yüksek koruma faktörlü kremler kullan ve sürekli uzun şeyler giy dedi. Bu arada hastanelere bu kadar sık gidince bir sürü insan gördüm, neler neler var bu hayatta. Her gece Allah’ım sen hepimizi hastalıktan, kazalardan, belalardan koru, hastalara acil şifalar ver diye dua ederdim hep. Şimdi her aklıma geldikçe tekrarlıyorum bu duayı. Bu halimede şükür, doktorum sayesinde en azından şekli eskisi gibi olacak yaranın.


İşte böyleyken böyle, hepinize geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim. Şu anda iyiyim diye bir kez daha tekrarlayayım da: )) Sevdiklerimin yanındayım, bana çok iyi bakıyorlar saolsunlar. Bugünde pansumanımı oldum geldim. Bundan sonra yazarım internetim de var artık. Üzdüysem affedin, ama acılar paylaşarak azalır mış di mi, yoksa çoğalır mı:(( Sevgiler, saygılar benden..

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

Ben İyiyim..

Öncelikle Delimine Cansum, Nenonicim, Fig ve beni merak eden blogger dostlarım ben iyiyim. Ufak bir kaza atlattım ama şu anda herşey yolunda. Hızla iyileşiyorum, kimsecikler merak etmesin. Sevgiler benden hepinize..

Perşembe, Mayıs 10, 2007

Serseri Mayın

Lilypie Second Birthday tickers