Cuma, Ekim 26, 2007
Salı, Ekim 23, 2007
SIYAH PROTESTO
Pazartesi, Ekim 22, 2007
Kimin Savasina Alet Olacagiz?
http://www.haberler.com/3-koldan-atese-aninda-karsilik-haberi/
http://fotogaleri.haberler.com/turkiye-sokaklara-dokuldu/
Nasil icim yaniyor, nasil kahroluyorum sabahtan beri yerimde duramiyorum. Allah im sen bizlere bir cikis yolu ver! Bizler savas cikmasin diye yillardir sogukkanliligimizi koruduk. Simdi agir tahriklerle bizi kuzu kuzu savasa surukluyorlar!
Sogukkanli dusununce anliyorum ki, biz istesekte istemesekte savasmaya zorlaniyoruz, anladigim su ki Amerika "hadi Turkiye Irak'a gir, biz sictik, sende siva" diyemiyor ama bir gecede 200 Pkk itini topragimiza surup askerlerimizi kallettirip damarimiza basiyor ve bizim duygularimizi kabartarak oraya girmemizi sagliyor. Butun bunlarin guzelce oynanmis bir oyun oldugunu dusunuyorum. Simdi onlar bize yok girmeyin dedikce, biz inatlasan cocuklar gibi hayir hayir girecegiz diye tepiniyoruz. Girecegiz ne olacak daha az mi askerimiz olecek? Turkiye de ki yuvalarini kurutamiyor, sinirlarimiza sahip cikamiyor iken, nasil bilmedigimiz topraklarda at kosturacagiz?!
2008 e geliyoruz ve hala insanlar birbirlerini katlediyor, agliyorum kahroluyorum. Bu hicbir zaman Kurt-Turk meselesi olmadi, olen askerlerimizin yarisi Kurt, analari agitlar yakiyor kurtce. Sanmayin ki Irak ta oldurulen teroristler basimiza bela olmayacak! Yillarca once savastigimiz adamlara soykirim yaptiniz diye kafamiza kafamiza vuruyorlar, simdi biz onlarin ekmegine yag surup savas baslatacagiz. Amerika savasinca adi ozgurluk savasi olur, biz yaparsak adi katliam olacak! Biz sonuna kadar hakli iken bizi tum dunyanin gozunde suclu durumuna dusurecekler.
Turkiye herseyden once, toprak butunlugunu korumali, sinirlarina sahip cikmali, oncelikli isimiz vatan topragini bolmelerine engel olmak. 200 kisi nasil olurda bir gecede sinirdan girip geri gider? Bu nasil bir sinir diye kimse sormaz mi? Nasil bir oyunun icindeyiz Allah im, sen bizi duzluge cikar!
PKK saldırısında 12 şehit veren Hakkari'nin Dağlıca köyündeki piyade taburunda yaralanan kahraman erlerden biri, o gece yaşananları yakınlarına anlattı.
Sabah Gazetesi'nden Erhan Öztürk'ün haberine göre; hastaneden, kendisini telefonla arayan yakınları ile görüşen Mehmetçik, "Çatışma saatlerce sürdü. O kadar kurşun sıktık ki, mühimmatımız bitti. Bendeki şarjörler bitince, şehit olan arkadaşlarımızın şarjörlerini aldım. Beş şarjör bitirdim" dedi. Halen askeri bir hastanede tedavi altında tutulan ve durumu iyi olan Dağlıca Taburu'nun kahraman gazisi bazı arkadaşlarının da kaçırıldığını söyledi. İşte kahraman askerin anlattıkları:
KÖSTEBEK KUŞKUSU
"Cumartesi'yi pazara bağlayan gece yarısı, birliğimize sızma yaptılar. Çok kalabalıklardı. Ve çok yüklü gelmişlerdi. Biz tepede 50 kişiydik. Uyuma şansımız yoktu. Tepe emniyetini alıyorduk. Çok yakınımızda olduklarını biliyorduk, sesleri geliyordu. Telsiz konuşmalarını da dinliyorduk. Üstlerimizden öğrendiğime göre, içimizden, bizi bilen biri 'Buraya gelebilirsiniz, Burası savunmasız demiş... Bir anda geldiler.. Her yerden çıkıyorlardı. Özellikle üst bölgeyi çevrelediler. Biz iki gün öncesine kadar biliyorduk geleceklerini. Çok kalabalıklardı. Adamların nöbet tuttuklarını, doldur boşalt yaptıklarını, şarjörlerini değiştirdikler değiştirdiklerini her şeyi gördük. Hem termal kamera, hem nikon hem de gece görüş var. Her şeyi gördük. Bizimkiler sekiz kilometre öbür tarafa 3- 4 tane havan attı.
SAYILARI 150'DEN ÇOKTU
Gelenlerin sayısı 150'nin üstündeydi diye tahmin ediyorum. Çünkü üç bölgeyi yuvarlak içine aldılar. Hepimiz uyanıktık. Saat gece 12'yi 20 geçe başladı. Saat 4'e çeyrek kala kobra helikopterler geldi. O saate kadar hep savunmaya çalıştık. Mühimmatımız bitti. Bende üç şarjör kaldı. Şehit olan arkadaşlarımızın şarjörlerini aldım. Beş şarjör bitirdim. El bombası pimi çektim. Bir tane hücüm yeleği buldum. Onlar üstten ve arkadan saldırdılar. Biz önden bekliyorduk. Bizim inip, çıkamayacağımız yerlerden geldiler. Bunları önceden tespit etmiştik. Benim onbeş metre ilerimdeydi adamlar. Kürtçe falan konuşuyorlardı. İsimlerini falan hep duydum. Roketleri vardı. Çok sağlam gelmişlerdi. Doçka (bir tür uçaksavar) bile getirmiş adamlar. Çok ağır bir silah. Silahlar, el bombaları....Bizden 7-8 kişi şehit düştü. Biz 50 kişiydik. 20 kişi kaldık. 14'ü hastanede burada. Sağlamlar. Gerisi ya onlarla gitti. Ya da şehit oldu.
YARALILARI TAŞIDIM
Sonra kobralar bastırmaya başlayınca çocukları aldılar, gittiler. Ben bir tanesini vurdum diye sanıyorum. Çünkü el bombası pimi sesini duydum. On metre yukarımdaydı. Biz aşağıdaydık. Benim yanımda çok arkadaşım öldü. İki tanesini sırtımda taşıdım helikoptere. Onlar gidince sağdan soldan yaralıları topladık. Ben de yaralıyım ama diğer diğer çocuklara göre iyiyim. Sağlığımda bir sorun yok..."
Çünkü gözler yanmıştı ...
BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)
Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmali Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.
12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları , azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti.
Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı...
Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı.
Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı ... Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu.
Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...
ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.
ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.
Salı, Ekim 16, 2007
..Hayat..
Cok kucukken birisi bana kucuklerin gunahlari anne ve babalarina yazilir demisti, o zamanlar en ufak birsey yapsam annem babam cehenneme gidecek diye odum patlardi. Hala icimde ayni endise vardir. Yureklerinde merhamet olmayan insanlardan koru bizleri Allah im. Iyi ki dogduk mu yazdiktan sonra ogrendim sehit haberlerini.. Karistim kotu oldum, sonra bayram geldi, arkadaslar geldi, acildim moral buldum. Hayat dedim ne tuhaf, yine dedim, hep dedim, garip, karisik, hep tuhaf..
Çarşamba, Ekim 10, 2007
Iyi ki Dogdum-k mu:)
Tatlıım beniim,
Seni düşünürken gözümün önüne annemlerdeki masanın karşısındaki duvarda asılı duran, büyütülmüş, hani sen anasınıfına giderken, elinde legolarla oynarken, okulda çekilmiş , kocaman kocaman D olmuş kara gözlerle, yay gibi dudaklarıyla gülümsemesi dudaklarındaan başlayııp yanaklarıda geçiiip, gözlerine kadar geleeen, miniiiik meraklı köftemiiz:))) geliyor
Canım yaa, ne kadar sana ait yüzlerce resmin olsa da benim cadım (aslında o zamanki lakabın meraklı köfte idi ya) işte o resimdeki cadı. Hep o gelir aklıma. Hatta anasınıfına kayıt için çektirdiğimiz resmin hala, tüm sevdiklerimin vesikalık resimlerini saklıyorum yaa, onların en üstünde abim ve ablamla yanyanalar...
Senin de gözlerin yaşardı değil mi?
Hani sen o zamanlar "m" ile başlayan kelimeleri söyleemezdin yaa;
masa: vasa, mutfak:vıkvak derdin yaa, hani o meşhur yeşil örtü ile kırmızı minderlerle sandalyeden evler yapıp altında oynamaya çalışırdık yaa, hani benim okul arkadaşlarım aradığında telefona ben gelene kadar üüüfff üfff diye üflerdin yaa, hani sen hasta olduğunda anneme dikişde yardım edip de kazandığım parayla sen mutlu olursun diye oyuncak ses çıkaran telefon almıştım da sen elinden bırakmazdın yaa, hani canım annem seni bana emanet edip de, dışarı gidip işlerini halledeyim diye çırpınırken, ben seni, ballı ballı geliyor diye korkutup bağırttırırdım yaa ( ne olur seni korkuttuğum için affet beni hakkını helal et emi), hani annemin verdiği okul harçlığımdan aldığım çokomeli sana getirir verirdim de onun parlak kağıtlarını düzleştirip defterimin arasında saklardım yaa, sen de benim okuldan gelişimi salondaki pencereden cama yapışıp beklerdin de beni görünce çırpına çırpına kapıya koşup açardın yaa...
Valla bak çoook özledim seni çooooooook.
Şöyle sıkı sıkı sarılsaydık değil mi hiç ayrılmasaydıık,
Doğum Günün Kutlu Olsuuun,
Allah hep mutlu sağlıklı ve huzur dolu sevdiklerinle beraber, uzuuun bir ömür geçirmeni nasip etsiin.
Öpüyoruz seni kocamaaan,
Tavsan Ablan ve Ailesi:)
Sevgi ile kalıın.......
Not: Tavsan ablam bu yaziyi yorum olarak birakmisti bana, sabah sabah gozlerimden damla damla yaslar akti, Cancan ablam da asagidakileri yazmis mail ile, kislar gozume makyaj yapmistim tamda, yapilir mi bu bana:))) Allh beni sizlerden mahrum birakmasin, operim kocaman kocaman!! Ablamdan o sakladigi fotografimi istedim bakin ne geldi, basinda kocamaaan kurdelasi ile cingoz cingoz bakan Cadi:) 5 yasinda iken efendim:))
iyiki varsın uzakta olsanda varsın, allaha şükür.
allaha şükür ki seni bize verdi ve tanıdık ne güzelsin
seni çooook seviyorum ablacım
öpucuk kucak vs.vs.vs....Cancan
Not: Seker Ada'nin guzel annesi ile dogum gunlerimiz ayni, gecen yil ben baskin davranmis onunkini kutlamistim, bu sefer o benden once davranmis:))
Sinem'den: Cadıcım Cadıcım yaşasın bu yıl ben yetiştim. Doğum günün kutlu olsun canım.Mutlu yaşlaaaaar:))
Sinemcim Canimcim, seninde dogum gunun kutlu olsun, Allah herseyi gonlune gore versin, kocamn kocaman opucukler:))))
Salı, Ekim 02, 2007
Uretim Hatasi - Defolu Cadi
Evet evet uretim hatasi ama herhangi bir malzeme degil, hatali olan bendenizim! Annem beni yaparken bi bel omurumu fazladan koymus, hani ilerde bisey misey olur kullanir diye dusundu herhalde! Hayir yedek bobregim, yedek kalbim falan yok, omurga kemiklerimden bi tanesi iste alti ustu. Ama bunun hakkinda ki geyik bir turlu bitmedi gitti.
Kucukken bobregimden kum doktugumde benle dalga gectikleri yetmedi, simdi de omurum fazla diye yapmadiklarini birakmadilar. O zamanda insaatlere kum yetistiriyor diyorlardi!
Maillerle bi yandan tavsan ablam, bi yandan da Mayonez beni delirtiyor : )) Sol bacagimda derinden derinden agrilar peydahlanirdi kucuklugumden beri, sanki icinde bir kablo varmista cekiyorlarmis gibi. Gecen Sali gunu muydu neydi, bu bir basladi agrimaya durdurabilene askolsun. Tam o sirada da tesadufen ofise sirketin doktoru gelmis, anlattim durumu. Sizlandigimi gorunce igne yapalim sana dedi, bende gikimi cikaramadim. Zaten toplantidan toplantiya giriyoruz bi yerimde rahat oturayim dedim. Adam ingilizce bilmediginden soforler sayesinde cat pat anlastik, mutlaka rontgen cektirsin siyatik olabilir demis ve hastaneye sevk yazmis. Bende bi arada gittim cektirdim rontgeni o da bi macerali oldu zaten, adam bi kere onden cekti, sonra ok dedi gitti. Bende uzerimi giyindim haliyle tam cikicam oooo dedi dur gitme –yani sanirim oyle dedi: )-, tekrar giy onlugu yandan da cekicez. Iste dil bilmemek ne kadar resil bisey! Herneyse ciktik sonuclari bekliyoruz, iki doktor aralarinda konusup benim rontgene bakiyorlar, sayip duruyolar felan! Bizim soforlerle gitmisim bende, hersey komedi gibi geliyo bana zaten: ) Sofor “matmazel -kucuk gosterdigim icin hala matmazel diyorlar, cok hosuma gidiyo: )- sizin 5 olmasi gereken yerde 6 omurunuz varmis” deyince aldi beni bi gulme: ))) Bu sefer onlarda gulmeye basladilar, “nasil olmus” dedim, “dogustan” dediler. “Napcaz” dedim, “agir kaldirmayin dikkat edin ve simdilik bu ilaclari kullanin” dediler. Ne edelim peki dedik geldik! Doca’yada ulasamamistim sabahtan beri, o sirada da mail attim ablamlara ve Mayonez e uretim hatasiyim diye, hay atmaz olaydim! Ciddi bisey olmadigini anladiklari an basladilar dalgaya, gunler gecti laflari bitmedi: )) Su yazdiklarina bakin:
“Miki miki 6 kulakli miki
Miki miki 6 burunlu miki
Cadi cadi 6 omurlu cadi” Tavsan ablamdan!!
“ilerde tekerlekli sandalyeni Doca sürecek söyle body yapsın, kas yapsın: )”
“6 6 6 amanda 66666” Mayonez’den!!
Bide babama bakin: “Hah o Cadi ya soyleyin benimde kemige ihtiyacim vardi, gondersin de corba yapalim, hahahahaa-burda da erol tas gibi guluyo-”
Ben ne yapayim bunlarla bilmiyorum ki: )) Ulan bi hastayim diye kendimi acindiramadim sunlara: ))
