Salı, Temmuz 28, 2009

ANİKO


17.07.2009 Cuma günü Elf ve Cadı sahada inceleme yapmaktadır.
Cadı derki “Elf başım dönüyo, içim sıkılıyo böyle kalbim pıt pıt atıyo, içimde bir sıkıntı var!”.
Elf "sıcaktandır" der, işlerini bitirip ofise dönerler.

O sırada Cadı, Tiflis’ten gelen e-maili görür.
“Hello Missis Cadı!
+90532 … .. .. This person was calling you at the your old number.”
“Aaa, tavşan ablam aramış! Neden Gürcistan’ı aramış ki?” Hemen abla aranır,

“heheehee abla kafan yerinde mi beni aramışsın ama yanlış yerde! Taaa Tiflis’ten mail attılar sen aradın diye”
Ben böyle zırvalarken ablam zorlukla konuşmaktadır.

Sesi tir tir titremek bu olmalı,
“Canım bak şimdi sen gurbettesin ama üzülme bi tanem, tamam mı? Beklediğimiz oldu”

??!!?!?!?! beklediğimiz? Yok ki bir beklediğimiz, ben hiçbirşey beklemiyorum!!! Hiç beklemek istemiyorum, ve beklemeyeceğim…

“Anikomu kaybettik!”
Bir sure salak gibi bağıra bağıra ağladım ofiste, sonra kalkıp koşa koşa idari işlere, ilk uçakta bana yer derken, daha önce haberi alıp orada olacağımı tahmin eden Doca’yı görüverdim.

İlk defa rahat rahat ağlamama izin verdi. Ağladım çok ağladım. Ta ki eniştem O’nun nasıl terk-i diyar ettiğini anlatana kadar. Öyle güzel olmuş ki gidişi, onun gibi iyi bir insan zaten böyle giderdi..

Annemi istemişti, gelsin diye söyleyip durmuştu. Annem gidemedi bir sure, onun yerine Tavşan ablam gitti. Ama dönmek zorunda kaldı, Annem epey sonra ayarlayabildi herşeyi ve gitti. Annemi mi beklemiştin Aniko?

Söylediklerine göre Annem 17.07.2009 da sabah 6 da inmiş İstanbul’a. Hemen Anikoya gitmiş. Kahvaltı ettirmiş çorbayla. Anikom karnını göstermiş ağrıyor diye, annem dua okumuş. Sonra arkadaşını çağırmış Anikonun, o da 3 kere yasin okumuş.

Ağrın geçti mi demişler, "hafifledi çok iyi geldi dualar" demiş.
Konuşmuşlar, annem “seni iyileştiricem” demiş ona. “Artık geldim merak etme”. Sonra ikindi de yani sahada benim kalbim pıt pıt atarken onun ki duruvermiş, uyumuş gitmiş.

Yanında annem ve kuzen bacum varmış. Inanmamışlar kuzen bacumla bir iki saat onu uyandırmaya çalışmışlar. Onların o hallerini düşündükçe yüreğim parçalanıyor.

Aniko, annemin biricik ablası. Tüm kardeşlerimle benim biricik Aniko’muz. Aniko ana yarısı, daha da fazlası.

Yazları o gelecek diye annem ve ablamlarla evi pırıl pırıl mis kokulu yapıp,balkonda saatlerce yollarını beklediğimiz, öyle ki o geldiğinde tertemiz olsun diye 13 yaşımda annemin kocaman ısparta halısını sildiğim, titiz Aniko,

Tavşan ablamla annemden kaçıp bizi yıkasın diye sıra sıra banyoda önüne dizildiğimiz şefkatli Aniko, (annemin canı sağolsun, çamaşırların ardından aynı onlar gibi çitileyerek yıkardı bizi, keseyle heryerimizi ovar, ardından sıcak suyu basardı, kıpkırmızı olurduk. Oysa Aniko okşardı başımızı yıkarken, yumuşacık liflerdi, getirdiği güzel şampuanlarla mis gibi kokardık)

Annem 13 yaşında, küçük teyzem 10 yaşındayken annelerini kaybettiklerinde onları yetiştiren, tertemiz pırıl pırıl bakıp annesizliklerini kimseye belli etmeyen güçlü ve gururlu Aniko,

Cancan ablamın ve benim evinden gelinliklerle çıktığımız biricik Aniko,

Doca ile nişanlandıktan sonra zorla imam nikahımızı kıydırıp rahatlayan dindar Aniko,

Doca beni istemeye geldiğinde de kızı verdik sözü babamın ağzından bir türlü çıkamayınca, hayırlı olsun deyip bana el öptürten iş bitirici Aniko,

Yine beni istemeye geldiklerinde Doca nın babaannesini kandırıp bizim köyde bir damat kütüğü var, onu kırmadan vermeyiz kızımızı diye bizi saatlerce güldüren komik Aniko,

Fındık’la bana, kıkır kıkır gülmelerimizin arasında çamaşır asmayı ve daha neler neler öğreten becerikli Aniko,

Yazları annemlerle gidince ve okul bittikten sonra altı ay evinde yaşadığımda, her gittiğimizde güler yüzü ve tatlı sözleriyle beni ve kardeşlerimi karşılayan, en güzel yemeklerini, tertemiz çarşaflarını bizim için çıkaran, eşşek kadar olsak bile geceleri sırtımızı kaşıyıp, dualarla uyutan sevgi dolu Aniko,

Biz küçükken, kendi gelip getiremese bile, nutella ve çikolataları başkalarıyla gönderen, hep bizi düşünen Aniko,

İlk gerçek Barbie bebeğimi gönderip beni deli gibi sevindiren, yeğenlerimle oyun oynayan, çocukla çocuk olan Aniko,

Bize geldiğinde yalvara yalvara ipek saçlarını boyayıp taradığım, saçlarıyla oynamaktan tepesinden inmediğim sabırlı Aniko,

Yine saçlarının kırk yerine taktığım tokaları unutup annemin komşularının yanında kurum kurum kurulurken, tokaları farkedince çığlığı ve aynı anda kahkahayı basan anlayışlı Aniko,
Kaşına gözüne sürme çekip, eşarbını İstanbul başı bağlayıp, ipek gömleğini giyip, kremler kokular sürüp kendi deyimiyle kırciklenerek gezen süslü Aniko,

By-pass ameliyatı olduğunda üniversitede bölümün en sert hocasının neyin var diye sorması üzerine odasında bir saat zırıl zırıl Aniko diye ağladığım, sonra İstanbul’a gelip o minik ayağına saatlerce masaj yapıp pek çok duasını aldığım Aniko,

Cadı olsaydı şimdi bizi güldürürdü diyen, anneler gününde annemle birlikte tek aradığım insan, ana yarısı Aniko’ydu O,

Bir ay aramayıpta son bir hafta boyunca Pazar günü kandil, o zaman ararım diye aklıma getirip getirip aramak için Pazarı beklediğim ve Pazar günü Miraç kandilinde defnedilirken başında ben şimdi kimi arayacağım diye aptallığıma yandığım,

Dolabında yıkanırken kullanacakları havluyu ararken, o hasta haliyle bile düzenini tertipini koruduğunu görüp, kendimden utandığım ve kefenlendikten sonra bile kırmızı kırmızı olan yanaklarına bakıp ağladığım da O oldu.

Şişeesin sen Aniko, hepimizi öksüz bırakıp gittin. Eminim ki gittiğin yerler çok güzel (Tavşan ablam görmüş çünkü rüyasında) ve hepimiz orada buluşacağız. Sen kaşında gözünde sürmelerin, yanakların kırmızı kırmızı bizi bekliyor olacaksın orada.

Hakkını helal etmişsindir umarım, Son çektiğim fotoğrafında bana el sallıyordun, Elveda Aniko..

Dualarımızdasın...

Perşembe, Temmuz 09, 2009

Şantiyemizde vedalar başladı..

Dün arkadaşlardan gelen bir e-mail, paylaşmak istedim;

Sayın İlgililer,

Bu sefer ki şimdilik vedamız Infrastructure Chief’imiz, sevgili arkadaşımız, kardeşimiz, abimiz, "Keltoş" için…

Sloganımız neydi?

“Yolu şantiyeden geçen herkesle bir gün bir yerde

buluşuruz…”

Şimdilik veda yemeğine hepiniz davetlisiniz…

Yer : Meksika Restaurantı (Monastır yolu)

Saat : 20:30

Gün : 11.07.2009 / Cumartesi

Not: Eklemeyi unuttuklarımız var ise lütfen bildiriniz. Yemekten

sonra karting yarışması yapılacaktırJ

Sevgi ve Saygılarımızla..


Bu vedalara şimdilik veda diyoruz, yolu şantiyeden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşmak ümidimiz. Mesela Palyanço'mla henüz buluşamadık ama.. Onların iyi olduklarını bilmek yetiyor. Güzel sağlam dostluklar kuruyor insan gurbette, daha bir sarılıp kenetleniyor. İşte bir kaç gün sonra da Sponge Bob'ın kocası Keltoş u uğurlayacağız. Allah'tan Spongie bir süre daha burada olacak :)) Umarım ayrılıkları uzun sürmez.. Keltoş bana en içten CADIIIIII diyen insanlardan biridir :)) O yüzden özleyeceğim kendisini.. Bizim onlarla gidip gitmeyeceğimiz henüz belli değil. Ama elbet bir gün bir yerde buluşuruz...

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

Annem; Şimdi de Şiir Yazmaya Başladı :)

Not: O nane tutan ellerinden öperim annem..

İnsan selinde insan kalmamış

Hayat dersinden bir ders almamış

Aşkınla kalbim öyle dolmuş ki

Tek bir kelimeye yer kalmamış

Annem..E.A.


Serseri Mayın

Lilypie Second Birthday tickers