Sende bil:))) - You will never walk alone!! 
Cuma, Eylül 28, 2007
Mutlu Yillar Docis, Iyi Dogdun!!
Pazartesi, Eylül 24, 2007
Uyuyan Sehir..
..Normalde tiklim tiklim olan yollar iste boyle bombos oluyor..
Tunus’ta ramazanlar nasil oluyor diye kimler sormustu parmak kaldirsin: ))
Tek cumle ile ozetlersek, sokaklarda kimsecikler olmuyor ve butun sehir uyuyor!! Evet evet yanlis duymadiniz, sabah 8-9 gibi ise baslayan Tunus’lular 12-13 gibi paydos edip evlerine gidiyorlar ve uyuyorlar!! Anlayacaginiz burada “orucu uykuya tutturuyorlar” : ))
Gectigimiz Pazar gunu Doca ben ve Tiflis’ten Commercial olarak bahsettigimiz arkadasimiz -artik hem orada hem burada calisacakmis, yani Palyanco ile aramizda kopru olacak: )- Tunus’u gezmeye karar verdik. Once merkeze gittik, arabanin icinden saat kulesini cektim, camdaki pisliklerde cikmis: ) Tunus’ta Ramazan’i yazacagim guzel bi cami bulup cekeyim dedim ama karsima bu kocaman katedral cikti! Adini bilmiyorum ama mimarisi degisik geldi ve sizin icin fotografladim. Sonra Ibni Haldun un (tarih felsefesinin hatta sosyolojinin kurucusu sayilan Ibni Haldun Tunus dogumlu imis )heykelini gordum, onu da cekiverdim. Hepsinin saymayayim fotograflar asagida doya doya bakiniz!
Aksam yine ayni uclu bu sefer iftari disarda acalim, dedik. Normalde sirketten arkadaslarla aramizda para topladik onlarin evinde bir kadina para verip toptan yemek yaptiriyoruz. Hergun orada yedigimiz icin en azindan Pazar gunleri farklilik olsun dedik. Ama nerdeee, butun lokantalar kapaliydi!! Gunduz kapali olmasini normal karsiladik, hani dedik aksam olunca acilir herhalde hepsi, yanilmisiz efendim. Hicbiri acilmadi, bizde tiris tiris geri arkadaslarin evine gidip orada yedik. Birde dondurmali yaspasta vardi adini unuttum ama harika bisey, aranizda tarifini bilen varsa hemen yazsin: ))
Daha sonra ise yine Commercial la birlikte Sidi Bou Said e gittik. Megersem buradakiler gunduzleri uyuyor ve geceleri geziyormus Ramazan ayi boyunca!! Orada cok guzel bi kafede ayakkabilarimizi cikarip siltelerin uzerine serildik ve nargile-kahve keyfi yaptik, ben yine fotograf manyagi oldum orada da : )) Surekli nargileyi cekerken suyun fokurdamasini cekmeye calistim ama beceremedim! Nargileyi cok cekmekten basimin donduguyle kaldim: )) Biz cikarken 23:00 e dogru millet daha yeni geliyordu.. Anlasilan o ki Tunus’lular gece kusu: ))
Cumartesi, Eylül 22, 2007
Cadi Junior Dogum Gunun Kutlu Olsun!!
Now you all know
The bards and their songs
When hours have gone by
I'll close my eyes
In a world far away
We may meet again
But now hear my song
About the dawn of the night
Let's sing the bards' song
Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bards'song will remain
Tomorrow will take it away
The fear of today
It will be gone
Due to our magic songs
There's only one song
Left in my mind
Tales of a brave man
Who lived far from here
Now the bard songs are over
And it's time to leave
No one should ask you for the name
Of the one
Who tells the story
Tomorrow will take us away
Far from home
No one will ever know our names
But the bard's songs will remain
Tomorrow all will be known
And you're not alone
So don't be afraid
In the dark and cold
'Cause the bards' songs will remain
They all will remain
In my thoughts and in my dreams
They're always in my mind
These songs of hobbits, dwarves and men
And elves
Come close your eyes
You can see them too
Cuma, Eylül 14, 2007
Tatli Cadi'nin Koku Sobesi:))
Bayadir arka arkaya yazinca yine tikandim sanirim, Tatli Cadi
beni kokular hakkinda sobelemisti, ahanda ebe sobe: )Biz ailecek it gibi koku aldigimiz icin kokular hayatimizda onemli yer tutar: ))
Ornegin bir gun, Cadi henuz liseye gitmekte odasinda kendi halinde takilmakta, ya gunluk yazmakta ya kitap okumakta ama asla ve asla ders calismamakta iken, annesi bir bardak cay getirir. Icerisi annesinin apartman komsulariyla doludur. Cadi caydan bi yudum alir ve iceri kafasini uzatir, annesini goremeyince tum gucuyle bagirarak –azicik densizlikte vardir- “Anneeeee bu cay cok kotu kokuyoooo!!” der! Ve o sirada salonda bi sessizlik olur, herkes bi Cadi’ya bi de S. isimli komsuya bakmaktadir! S. cemkirerek Cadi’ya “Aaa nesi varmis cayin ayol” der ve bu olum sessizligini bozar! Cadi o anda yedigi poku anlar ama nasi kiviracagini sasirir, meger cayi anne degil, komsu kendi evinde yapip getirmistir! “Eee sey ben, annem bardaklari camasir suyuna koyuyor da, hani belki iyi durulanmamistir, eee bekli ondan kokuyo olabuluuurr!” Herkes gittikten sonra, en samimi komsumuz saatlerce gulerek “hahaha, ilahi Cadi biz yillardir kokuyo diyemiyoruz sen herkesin icinde bagira bagira soyledin, hay cok yasa” diye bana arka cikmis, annemse ya “kizim cay koksa bile gel bana mutfakta sessizce soyle, ne hoduk gibi milletin icinde bagiriyosun” diye haslamistir: )) Zaten annelerin asli gorevi arada bi biyik altindan gulup, kizlarini haslamaktir: )) Iste biz boyle hassas burunlu bir aileyizdir:P
Sevgili okuyucular bu nadide olayida sizlerler paylastiktan sonra gelgelelim sevdigim sevmedigim kokulara.
Burnunun koku almasi, midesini direk etkileyen biri olarak, herhangi bir pis koku duymaya dayanamam. Yegenimin bebek bezini degistirirken bile ogur ogur midem disari cikardi. Yalan yani o, yok bebeklerin kakasi bile sut kokarmis, bence gayet pok gibi kokuyor! Sadece sut icen bir insan yavrusunun pisligi, nasil oyle kokabilir: ))) Bebeklerin teride eksimis yogurt gibi kokar gerci:P Bebeklerden gelen guzel kokunun surekli popolarinin kremlenmesi, bebek yaglariyla masajlar yapilmasindan kaynaklandigini dusunuyorum, yoksa ciktigi yer belli zaten, cennet kokusu falan hikaye:) Benide o kadar yaglayip kremleseler bende oyle kokarim! Tamam tamam kizmayin! :))
Her nevi cicek kokusuna bayilirim ama en cook annemin gullerinin.. Epey bi once o gullerle ilgili bir yazi yazmistim ama ikide bir gecmisi sildigim icin link veremiyorum: ))
Parfumlerimin isimlerini aklimda tutamam, genelde hediye gelmislerdir zaten. Oyle karisik kullaniyorum, bu konuda cok kulturlu oldugumu soyleyemeyecegim. Yalnizca burnumu zedelemeyecek, siktigimda kendimin alabilecegi kokulari severim. Yani gectigim yerler parfumum koksun istemem ama yanima yaklasan hafifte olsa temiz bir koku alsin isterim.
Imm sonra herkeslerin dedigi gibi sevdiklerimin kokusu cok guzeldir, onlarin teri bile misk kokar insana.
Iste boyle, bu yaziyi 3 gunde yazdigimi belirtir, konu butunlugu denen seyin 3 gunde tutturulamamasini mazur gormenizi diler, ayrica gecikmeden dolayi tatli cadim dan ozur dilerim: ) Sanirim bu konuda sobelenmeyen kalmadi: )) Hepinize sevgiler der, kacarim..
Çarşamba, Eylül 12, 2007
Cumartesi, Eylül 08, 2007
Ailecek Gurur Duyduk!
Butun aile benim gibi zir zop degil ya:))) Benim gayet akli basinda iki ablam ve birde abim var. Iste buyuk ablamin esi, yani tatli Pamukelli'min babasida kendine ait sayfasinda, kendi halinde guzel yazilar yaziyordu. Linke bakarsaniz o harika yazisiyla farkedilmis ve gecenlerde Mehmet Barlas, enistemin bir yazisini butun gazetelerde ki kosesinde kamuoyuna acmis!
Gercekten hak etmis butun ovguleri ve cok guzel bir konuya deginmis, tebrikler eniste!
EDIT:Enistemi bir kere daha tebrik ediyorum, sayfasina gelen bu yoruma -sanirim yazi okunmadan yapildi- boylesi bir cevap verebildigi icin. Ben sahsen duygularima yenilir ve hircinlasabilirdim, ancak o tum efendiligi ile kendisine bu cirkin yorumu birakan kisiye en guzel cevabi vermis.
11.09.2007 11:15:12Benim yazdığım bir yazıyı Mehmet Barlas köşesine taşıyarak övecek olsa... Ya da benim herhangi bir yazım yalaka / dinci Yeni Şafak'ta yayımlanacak olsa... Kendimden utanırdım, yerin dibine girerdim, kimselerin yüzüne bakamazdım. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Ama ONPUNTO ve yazı sahibi sevinçten göbek atacak neredeyse... Yazıklar olsun!Yaban Gülü tarafından eklendi.
11.09.2007 13:45:21
Sayın Yabangülü Eğer benim yazımın içeriğine ve fikirlerime bir itiraz veya eleştiriniz varsa lütfen belirtin. Çünkü yazıyı okuyanın kim veya ne olduğu değil, önemli olan yazımdaki fikirlerdir. Keşke kişiler ve guruplar sadece kendisi gibi düşünenleri değil, farklı hatta karşıt gördüğü fikir ve düşüncelerdeki kişileri ve görüşlerini de okusa ve anlamaya çalışsa. Zaten ülkemizin en temel sorunu da bu değilmi? Kendilerini belli bir çerçeve ile sınırlayan kişi ve guruplar hem kendilerini diğerlerine kapatıp , karşıt saydıklarını okumuyor ve dinlemiyorlar, hem de kendilerinin ve görüşlerinin diğerleri tarafından okunmasını ve dinlenmesini bile istemiyorlar. Peki bu durumda biz ülkemizin ve toplumumuzun birliğini ve beraberliğini, bütünlüğünü nasıl sağlayacağız? Eğer ben de sizin gibi düşünseydim, yazımdan Mehmet BARLAS ve Yeni Şafak bahsetti diye utanmam ve kimselerin yüzüne bakamamam , bu durumda ise, ya benim ya da Mehmet BARLAS ve Yeni Şafak okurlarının bu ülkede yaşamaması gerekecekti. Kimse kendi rızasıyla memleketini terk etmeyeceğine göre o zaman her gurup diğerlerini bu memleketten çıkarmaya çalışacak demektir. Yirmibirinci yüzyılda, demokratik bir ülkede insanların toplum tasavvurunun bu olmaması gerektiğine inanıyorum. Hem ONPUNTO hem de ben, göbek atmasak da , eğer bir sevinç duyuyorsak, sadece görüşlerimizi bu ülkenin diğer insanlarına duyurabildiğimiz ve görüşlerimiz üzerinde düşünüldüğü ve yazıldığı içindir. Ben sabah ilk iş olarak, internetten tüm gazeteleri ve farklı fikirdeki tüm köşe yazarlarını okumaktayım ve bundan utanmıyor, tam tersine farklı fikirleri öğrenmeye ve anlamaya çalışmaktan mutlu oluyorum. Farklı düşüncelerden değil, bu ülkede farklı fikirlerin yayılmasını engellemek isteyenlerden ise onlar adına utanç duyuyorum. Bunu da tüm samimiyetimle söylüyorum.Necip Güven tarafından eklendi.
http://onpunto.com/ShowBlog2.aspx?Web=vatandas&CId=73636
Perşembe, Eylül 06, 2007
Ilginc:))
Iste o cok merak ettigim ve kimselere soramadigim sey burada!! Tunus’a gelince bu aci gercekle karsilastim, efendim burada taharet muslugu bizim bildigimiz gibi klozetin icinde degil, hatta taharet muslugu yok, taharet dusu var: )) Evet evet yanlis duymadiniz, fotografta gordugunuz bir cesit dus, bizim ofisin toto dusu efendim: ))
Çarşamba, Eylül 05, 2007
Ah bu basima gelenler..
Merak edenler icin yazayim, bugun bana satasan arkadas bizim ofise geldi ve ben hic muhattap olmadan odamda oturdum, bir ara o tarafta isim olunca gittim ve onunla birlikte gelen arkadasa hosgeldin deyip onun yuzune bile bakmadim.
Sonra o bizim odaya geldi ve bize “merhaba” dedi, bende “merhaba” dedim, suratimi eksiterek tabii ve bilgisayara donup isime devam ettim. Bana “sizin adiniz neydi” dedi “kusura bakmayin unutuyorum” diye de ekledi, bende soyledim. “Hiimm nasil unuturum tabi Cadi - Doca hep adiniz belgelerde geciyor” dedi. Gorevimi sordu soyledim, “bende 3 sene makine muhendisligi okumustum” dedi, “yaaa” dedim, sirittim tip tip. Aslinda “meslegimi bilirsin, o gece bol keseden nasi muhendis bu boyle -ne yaptiysam sanki- diye dalga gecmistin” demek vardi, demedim.
Sanirim bu su demekti “Bak ben geldim seninle konusuyorum, o geceye dair hicbirsey hatirlamiyorum, ozur bekleme! Hicbirsey olmamis gibi davranalim, pismanim ama ozur de dilemek istemiyorum.” Sahsen ben boyle anladim.
Bu konuda bende hicbisey olmamis gibi davranacagim gercekten de ama birgun Asortik Krep
in dedigi gibi bu olayi ona hatirlatip, kibarca yuzune vuracagim. Ve bir daha kesinlikle ayni ortamda yalniz olmamaya calisacagim.Ayrica fotografta uzerimde gormus oldugunuz gomlegi, arkadaslarin dugunu icin Tunus’ta ki Mango dan aldim. Doca da o sirada kendine baska bi magazada ayakkabi bakiyordu. Kredi kartimi verdim kasada ki kadin gecmedi falan dedi, tam o sirada da Doca yanimda belirdi nakit odeyelim dedi, aldik ve alelacele ciktik. Biraz evvel ne goreyim! Pesin parayla odedigimiz gomlegin parasi kredi kartimdan cekilmis hemde dinar degil dolar olarak!! Yani hem nakit odemisiz hemde kredi kartiyla ve dolar olarak!! Malesef ise yaramiyor diye buradan aldigim fisleri direk cope atarim yada posetin icinde kalir, o da kimbilir nerede! Saglik olsun diyorum ama su kredi kartimi bir daha Tunus sinirlarinda kullanmayacagimdan emin olabilirsiniz: )) Bir kiytirik gomlege ancak bu kadar para verilebilirdi: )) Bir de bu arkadaslarin dugunu basima ne kadar is acti farkindamisiniz: ))))))))
Salı, Eylül 04, 2007
Cayda Cira Turkusu..
çayda çıra yanıyor, humar göz uyanıyor.
fitil çifte yara bir, yürek mi dayanıyor?
çayda çıra yakarım, yar yoluna bakarım.
bir yüz görümlüğüne, beşibirlik takarım.
çayda çıra, yüz çıra, yanıyor sıra sıra.
yarim keklik, ben, şahin, everim ardı sıra.
çayda çıra yanıyor, ay tutulmuş sanıyor.
yavaş yürü, usul bas, engeller uyanıyor.
çayda çıralar yine, yandılar döne döne.
bahtılı çıra seni, ayda yılda bir güne.
çayda çıralar yakın, çıkın yoluna bakın.
hak nazardan saklasın, kem göz değmesin sakın.
çayda çıra geline, kına yakın eline.
nazar değmesin sakın, has bahçenin gülüne.
çayda çıra’larım var, gizli yaralarım var.
eller al, yeşil giymiş, benim karalarım var.
çayda çıra yanıyor, engeller uyanıyor.
çözme tabip yaramı, al kana boyanıyor.
yanar çayda çıralar, kızlar oyun sıralar.
gelin hanım gelirse, defci toplar paralar
"eskiden elazığ'da oğlan tarafı gelin almaya giderken yol üzerindeki bir çayı geçmeleri gerekir, tam bu sırada güneş tutulması olur, ortalık kararır, insanlar çıralar yakarak çaydan geçmeye başlarlar, uzaktan bakılınca çayda çıraların yandığı görünür. akabinde hakkında türkü yapılır;
çayda çıra yanıyor
hanım nanay nanay
..."
Alinti: Eksi sozluk
Not: Bu turkunun bir yerlerinde "nanay guzelim nanay" gecmiyormuydu, yoksa ben mi yanlis hatirliyorum?
Ayrica daha detayli bilgi ve muzikler icin bakiniz: elazigcaydacira
Pinela'cim yorumunda -gercek bir Elazig'li ve folklorcu olarak- turkunun dogru sozlerini yazmis bizim icin, saolsun, iki gundur mirildanip duruyorum kendi kendime:) Iste burada:
Çayda çıra yanıyor,Yanıp, yanıp sönüyor,
Yavaş yürü usul bas,Engeller uyanıyor.
Çayda çıra yanıyor,Tutulmuş sanıyor,
Yavaş oyna güzelim,Herkes seni tanıyor.
Çayda çıra yakarım,Yar yoluna bakaram,
Bir yüz görümlüğüne,Beşibirlik takarım.
Yanar çayda çıralar,Kızlar oyun sıralar.
Gelin hanım gelirse,Defçi toplar paralar
Çayda çıra yanıyor,Humar göz uyanıyor.
Fitil çifte yara bir,Yürek mi dayanıyor.
Çayda çıra yüz çıra,Yanıyor sıra sıra
Yarim keklik ben şahin,Giderim ardı sıra...
Perşembe, Ağustos 30, 2007
..Kina Gecesi..
Gelin hanim misafirlerin yanina gelirken dualar okunuyor ve ellerinde mumlar var, ama bizdeki gibi kucuk mumlar degil kocaman kocaman mumlar.
Asagisi biraz tatsiz efendim, isteyen hic okumadan bu tatli kina olayini burada bitirsin :))
Benim icin zevkli ve guzel baslayan bir gece, acayip sikintili ve sinirli bitti. Malesef yeni tanistigim, sarhos bir bayan in surekli sozlu tacizlerine maruz kaldim ve anlamadigim bir sebeple surekli o kisi tarafindan asagilandim. Yanimda daha onceden tanidigim ve samimi oldugum kimsede yoktu. Kimsenin tadi kacmasin diye de butun soylenenleri yutmak zorunda kaldim, yoksa sarhos diye kimsenin asagilamalarina katlanamazdim. Zaten ben ve beni asagiladigi insan disinda kimse farketmedi, yada farketmezden geldiler. O beni surekli asagiladigi kiside agzini acip "ya sen ne dedigini bilmiyorsun, ayip oluyor" demedi!! Hala dusundukce elim ayagim titriyor. Aslinda bununla ilgili upuzun bir yazi yazmistim o sinirle, ama yayimlamak istemedim, okuyup herseyi yeniden hatirlamamak icin. Bir kez uyarmak istedim ama sen ona bakma sarhosken ne yaptigini bilmez dedi bir kisi, hic bulasmadim. Oturdum bir koseye ve eve gidip rahat rahat aglamayi, bosalmayi bekledim. Sarhos olmak insana baskalarina hakaret etme hakkini verir mi acaba? Hele ki hic tanimadigi bir insanin davranislarini, meslegini yada yaptiklarini asagilama hakkini verir mi? Ve son bir soru sarhoslar yaptiklari seylerin gercekten farkinda olmazlar mi? -Buna kesinlikle inanmiyorum- Yine mideme agri girdi, kestim ve kactim..
Çarşamba, Ağustos 29, 2007
Rent A Life!
Kiralik odalarda yasayan kiralik arabalara binen kiralik insanlar oluverdik bu sehirde. Arabaya bisey birakma cunku kiralik, her an baskasi binebilir veya araba degisebilir, e ne de olsa kiralik. Evde bisey birakma cunku, “Aaa orasi ev bile degil!” otel odasinda biseyler birakma ortalikta, her gun odana giriliyor, herseyi derli toplu tut. Ayrica o kiralik odanin kiralik kıllı battaniyesini soylede bi daha o yatagin uzerine ortmesinler. Kıllı ve kirmizi bir battaniye bunyemde agır kasıntılı alerjilere sebep oluyor zira. Hatta o kıllı kirmizi kiralik battaniyeyi dusununce bile kasıntım basliyor.
Kiralik odamizin guya mutfagi var ama o guya mutfakta yemek yapmak icin tek bir tencere tava, bicak kasik herhangi bir sey yok. Kiralik evimizin kiralik mutfaginin kiralik buzdolabinda benim olan onlarca danoneyi DoCa ile kiralik tek bir tatli kasigini kullanarak yemek zorundayiz. Hal boyle olunce ben onu beklemeye dayanamiyor ve kakaolu Danoneyi bi guzel kafama dikerek iciyorum: ))) El benim, agiz benim, danone benim, araya benim olmayan hicbisey sokmadan danonemi bi guzel hupurdetiyorum!!
Kiralik hayatlarin kuklalari olduk, bakalim Allah sonumuzu hayr etsin..
- Bu aksam bir arkadasimizin kina gecesi var, oradan degisik malzemelerle ve cici fotolarla donmeyi umuyorum.
- Yarin 30 Agustos ve askeri atesemizin resepsiyonuna davetliyiz.
- Ertesi gun ise kina gecesi yapilacak arkadaslarin elcilikte nikahlari kiyilip, aksamada ufaktan bir eglencesi yapilacak.
Gelsin fotograflar, yeni yeni hikayeler bakalim, Allah tan bir terslik olmazsa hepsine katilmayi umuyoruz. Ama benim cook buyuk sorunlarim var, kiyafet gibi aldigim bir suru kilo gibii!! Iyyy! Ne yapalim artik biseyler uyduracagiz..
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
Simdi de Fransizca!!
Arapca ile basim belada demistim ya, onunla sinirli degil.. Shakespeare’i okuyamadigi icin orta okul 3 de turkce ogretmeni tarafindan azar isiten, “sen hayatinda hic Sekspir i duymadin mi?” diye hakarete maruz kalan minik CaDi simdi gitti geldi Fransizca ya yeniden catti! O gun “evet hocam Sekspir’i cok duydum, ama hic adini okumaya calismadim!!” diye honkurmemek hala icime derttir. Zira Fransizcayi okumasi bi dert, yazmasi ayri dert, anlamasi ise evlere senliktir! Sen yaz 12 harfi, sadece 6sini oku, harf ziyanligindan baska bisey degil. Fransada cocuk kitaplari bile kalindir herhalde !! Hani kanmayin oyle kalin kalin fransizca kitaplara, cogu harfi sus olsun diye yaziyorlar, kitaplar doluyor. Okumayacaksin niye yaziyosun : )) Bunun kagidi para, murekkebi para, GB lar doluyordur bilgisayarlarda da kesin! Turkcemizin gozunu seveyim valla, “yazildigi gibi okunur” BUDUR! : ))
Yemek yemege gidiyorsunuz, menulerde fransizca zaten, ben okudugumu saniyorum ama teleffuzum yerlerde surunuyor:)) En sonunda iste bu diye parmakla gosteriyorum, bunun icinde ne var? Garson ingilizce biliyorsa iyi de, bilmiyorsa gozlerimi kapatip, o piti piti karamela sepeti diye yemek olayini direk sansa bagliyorum: )))) Ama burada en buyuk sorun su ki kimse tek bir dil konusmuyor. Hani Gurcistan’da da rusca gurcuce karisik konusuyorlardi ama ikisini ayni anda konusmuyorlardi. Kendi aralarinda hep gurcuce konusuyorlardi, teknik konularda rusca konusuyorlardi. Bizde Allah a sukur derdimizi anlatacak kadar 20-30 kelime ogrenmistik, pazarda catir catir pazarlik bile yapiyorduk Palyanco’mla: )) Ama burada tamamen iki dil birbirine karisip yeni bir dil olmus. Zaten sanirim bizim burada ogrenecegimiz Fransizcayi Fransizlar anlamaz, Arapcayi da araplar anlamaz. Ha sen ikisinden birini iyi konussan anlarlar ama kulak dolgunlugu denen olay tarafindan hic sansimiz yok! Neyse olacak olacak, o da olacak..
Is olayina girersek cikamayiz diye hep erteliyorum. Cunku burada hersey karmakarisik! Biz -ongorulen tarih- Ocak ayina kadar -Tunus’un baskentide Tunus- Tunus ta kalip, Ocak’tan sonra insaatin yapilacagi col ortamina transfer olacagiz. Cole en yakin yerlesim biriminde de kendi kalici evlerimiz var, yani iki sene oturacagimiz evler. Ama bizde ongorulen tarihe hic bi zaman uyulmaz, yarin hadi gidiyorsunuz derler, yada Ocak gecer Mart gecer, Nisan gecer.. biz hala gidememis oluruz. Herseye hazirlikli olmak lazim.
"Pazar gunu kahvaltisiz olur mu, ne yaptim ettim tum imkansizliklara ragmen super duper ekmek ustu pizza yaptim, sofrayida elimden geldigi kadar suslemeyi unutmadim, ancak boyle oldu:)) bir Turk kizina tum zorluklari yenmek yakisir:P"
Perşembe, Ağustos 23, 2007
Tavsan Bacumla Msn Muhabbeti:))))
CaDi says: Bacuuu buradamin gii
tavsan says: bubamla carsiya gedup alışveriş yaptuk
CaDi says: anam agladi gii sabahtan belli calis calis
CaDi says: oh ne kadden gozel
tavsan says: et balcan neyim aldık
CaDi says: yimek mi yapcaniz
tavsan says: gelup balcan kebabu yaptık
tavsan says: şimdi fırında pişiyoo gelcenizmi
CaDi says: hee gelek aksam yimegeene
tavsan says: valla gıs ne güsel oluu gelün emü
CaDi says: oluuu geluukene ben ne edem de getirem bacuu
tavsan says: senün herüf seve balcanu kebabu
CaDi says: oo bayulu bayuluuu
tavsan says: anam kömbe yapuvee
CaDi says: kombe itin olmus bacuuu
tavsan says: senün elleründen bek güsel oluu
CaDi says: daha ondan gayru ne isteen
tavsan says: baska şeyin geree yoo
tavsan says: anamda davuk suyuna bulgur bilavu edeyyo
CaDi says: anam anam oyyy gozunun yagini yedigim
CaDi says: salap sulap yaladigim anam
tavsan says: orada yimeklee nasuu bacuu
tavsan says: yarunada ben davuklu börek edivercem
CaDi says: allah seni inandursun bacuu daha bi tabah yemegee bitiremedim geldugumden beruu
tavsan says: bol baharatlumu salçalu kalçalu mu
CaDi says: ben gelmeyum de kimler gelsun oraya anam babam
tavsan says: anaa neyekine porsiyonlar mı çok büyyük
CaDi says: yook gii onume goyduklari yimegee itin onune goysan yimez
CaDi says: peeh
tavsan says: aboooo neyekine
tavsan says: turk lokantası yok muu
CaDi says: baska bisey bilmiyollar
tavsan says: ne biliyollar
CaDi says: et patatiz yumurtadan gayrisini bellememislee, her halta garusturuveriyollar
tavsan says: ayy fransalarda benum heruf bir et yemiş pişmemiş
tavsan says: götürün pişirinde gelün demiş
tavsan says: 3 kez gitmiş gelmiş et
CaDi says: haha
CaDi says: Bacuu o gavullar oyle severimus
tavsan says: çiğ hala gii
CaDi says: cok pismis istersen orada senu benu begenmezlermis
tavsan says: işte orada fransız sömürgesi ya
CaDi says: amaan netcen iste
CaDi says: gavur memleketi nire olussa ossun
tavsan says: anam sen onları begenme
tavsan says: ne demek senu benu begenmezlermiş
tavsan says: çiğ et yeye yeye sarkozi akıllı olmuş pis heruflee!!
VE CADI KOPAR !!
CaDi says: hahahahahahahahahaaa
Pazartesi, Ağustos 20, 2007
Iste Tunus'tan Ilk Foto'lar -yogun istek uzerine-
...Tunus'un en guzel sokaklari...
...En guzel manzarasi buradaymis...
Cumartesi, Ağustos 18, 2007
Ayva Yaem Yaem : )))
Gectigimiz carsamba gunu bi dolu aksilikle birlikte ucaga bindim, soyleki ben bavulumu 30kg a gore toparlamis hatta 2-3 kiloya ses cikarmazlar diyerek iyice herseyi ziplemistim. Sonra birde koca sirt cantasi zipleyip –burada ki sinirim 8kg degil tabiki agir oldugunu caktirmazsaniz sorun yok, yani beni yere devirmeyecek kadar di : )- boynumada bilgisayarimi takip gittim Tunus air yolcusu olmaya. Zaten ufak tefegim, omuzlarim cikti bu kadar mali tasiyacagim diye! Gittim ama bizim pek sevgili ve saygideger arkadaslarimiz bize yer kalmadigi icin-nasi bi bahane ise- 30kg luk degil 20 kiloluk biletlerden almislar. Ve lutfedipte bize soylememisler. Bi an kulaklarimdan alevler fiskiracak sandiysamda yine sogukkanliligim ve dar zamanlarda hizli calisan kafam sayesinde bir iki tanisi araya sokarak ve havas gorevlisi kizla bir olup, Tunus’lu amcayi kafalayarak 20 yerine 30u gecirdik, benle birlikte iki arkadasada ayni seyi yapmislardi! Ucak epeyce bi pisti ayricana ve yemeklerde tuhafti. Tabii Thy nin steril ve leziz! Yemeklerinden sonra bunlar bi acayip geldi.
Ucak havalandiktan sonra kitap okumaya dalmistim ki bi adam yuksek sesle dua okumaya basladi, aha dedim dusuyoruz!!! 24 bolum lost izleyip-bkz:eksisozluk- ucaga binersen boyle olur, koltuga yapisip pencereden kendime guzel bi ada secmeye koyuldum; bi yandan da, adam bu bilmedigim duayi okurken icimden dua etmeye basladim, adam sozunu bitirince AMIIN deyivermisim, sonra adam ingilizce konusmaya baslayinca dank etti, meger kaptan pilot konusuyormus : ))) Her arapca konusan dua mi ediyor kardesim!!
Sagsalim indik havalimanindan Doca aldi beni, ozlemisim keratayi. Sonra yeni is arkadalarim ve yeni gecici! Evimizi gordum. Aslinda gecici 3 aylik evimiz ev degil bi otelin 1+1 apart dairesi. Iste anlayacaginiz gocebe hayatina devam: (( O gun bugundur de bil fiil calisiyoruz. Basladi santiye temposu yani, sabah 8 aksam 8 gidiyor! Cumartesi dahil: ( Aman sanki zorla gonderdiler iki sene daha sikicaz disimizi ne yapalim ama dimi..
Tunus’a gelirsek ayni bizim guney kiyilarimiz gibi zaten karsi tarafi, gerci buraya herkes tatile gelipte biz calismaya gelince insana koyuyor; hele sabah otelde millet pikir pikir uyurken biz ise gelince off offff cekiliyor ama ne yapalim.
En buyuk sorunum dil bilmemek, arapcanin bende iki farkli etkisi oluyor. Ciddi konustuklarinda AMINN diyesim geliyor, boyle sen sakrak konustuklarinda da AYVA YAEM YAEM diyerek direk gobek atmak istiyorum. Pavlovun kopegi gibi nasi sartlandiysam arapca konusunda: )))
Fotograflari bi ara eklerim, saygilar selamlar hurmetler efendim…
bum bum bampirim bulu bulu, bum bum bampirim baga baga : ))))
Simdi hep beraber
veli vel veli vel veli
velveli vee veli vel,
veli vee veli velveliveliveeli
ya veli ya veliveliveliveeli
ya veli ya veliveliveliveliveli
Ohhhh kiviiir yandaaaaan...
Salı, Ağustos 07, 2007
Leylek Havada!!
Mühüm Not: Dikkat Hamişler için yan etkileri üzerinde deneyler yetersiz olduğundan, doktorunuza danışmadan bu yazıyı okumayınız, hele fotoğraflara hiiiiç bakmayınız!! Neme lazım canınız falan çeker, başımıza iş almayalım:)))
Adımı leylek koyacağım, yapı itibariyle bana uygun değil aslında, daha kısa, bodur piliç tadında göç eden kuş isimlerinden de şu anda aklıma gelen olmadığından mecburen Leylek diyeceğim. Haa bak Ördek fena olmayabilir:))) Dün son yapmış olduğum yolculuğumdan dönerken düşündüm de, ben onyedi yaşımdan beri hiçbiryerde iki-üç aydan dahafazla aralıksız yaşamadım. Sadece Tiflis'te non-stop çalıştığım 8 ay dışında. Liseyi bitirip, ilk sene sınavı kazanamayınca, onyedi yaşımdayken doğup büyüdüğüm şehirden ayrıldım. Cancan Ablamın yanına gittim ilk olarak, çok net hatırlıyorum o yolculuk yalnız başıma yaptığım ilk yolculuktu,
nasılda heyecan yapmıştım. Orada onların kızı oldum, saolsunlar öyle iyi baktılar bana, ama sürekli Ankara'ya gidiş gelişlerim devam etti, sonra başka bir şehirde üniversiteyi kazanınca tastamam gurbet yolları gözüktü bana. Sadece bi yere gidip gelmiyordum üstelik, benim her evde, her şehirde bir odam vardı. Cancan'ın evinde bi oda, Tavşan'ın evinde bi oda, Teyzem'de
bi oda, Annem'in evinde zaten odam vardı:)) Gerçi bu odalar şimdiler de başka sıpalar tarafından kapıldı ama
-ablamlar birer çocuk yaptılar, ankara'da abimin sıpaları kaptı benim odamı, İstanbul'da kuzen bacımın oğlu oldu!!- olsun ben gidince bana yatıracak her zaman bir yerleri vardır:) Yaz tatillerinde de sürekli gezdiğim için bana yine leyleği havada mı gördün derlerdi.
Velhasıl kelam, ben bir önceki haftasonu Ankara, Geçtiğimiz haftasonuda Bacularımın yanına gitmek suretiynen eski günleri yad ettim. Gitmek görmek güzelde, gelirken insanın boğazına kilitlenen yumru yokmu, her ne kadar ağlamak yooooook, gülmek vaaaaar desekte, olmuyor olamıyor.
Ankara'da süpper bir hafta sonu geçirdim, maşallah yeğenlerim cıvıl cıvıllar, kuduruklar.
Hatta çiftlik dondurması bilene yedim:) Küçük prens ise artık eşşek kadar olmuş, sıpanın ayakları benim kadar, boyuda maşallah bana çok az kalmış. Gerçi ben bodur tavuk olduğumdan her halükarda boyu beni geçerdi:)) Halasının balı, ben sıcak nescafeden yandığım için çok üzülmüş ki, gitti bana soğuk kahve aldı, süt aldı. Dolaptan buz aldı, onları kattı karıştırdı, ne renk pipet istediğimi bile sorduktan sonra önüme getirdi. Hayatımda içtiğim en güzel kahve idi:)) Daha sonra kalan kahveleri ablamların yanına gelen annemle beraber bana göndermiş, halam içsin diye. Ben o sıpayı yerim ama yaa, maşallah çok tatlıdır bu çoooook. Tabii Jounier Cadı'yı unutmamak lazım, o da kucağımdan inmedi oradayken, halaaa diye boynuma sarılınca onlar dünyalar benim oluyor. Küçük presin bana sıkı sıkı sarılarak, söylediği laf ise evlere şenlik, "Halaaa sen hiç değişmiyorsun, hep çocuk gibisin:S" Valla üzülsem mi sevinsem mi bilemedim:)
Ablamların orada ise tam şenlik vardı, yabancı uyruklu olan eniştemin iki kız kardeşi, eşleri, çocukları onların üç çift arkadaşı, onları eşleri çocukları. Gerçi onlar kendilerine iki tane yazlık kiralamışlardı ama, annem rahat durmadı, yemeğe alıcaz diye. Bizde elin yabancılarına Türk yemekleri yedirelim dedik, çünkü kendilerinin yemekleri bir harika. Gerçi ben pek bişey yapmadım ama annem ve Cancan ablam resmen döktürdüler. Pamukellim bi gün saymış evde tam 24 kişiymişiz:) Menüyü saymak ve hiiç unutmamak istiyorum. Mantı, cevizli içli köfte, zeytinyağlı-laar:)- Fırında Levrek, Kakaolu kek-bitek bunu ben yaptım-, elmalı turta. Ay
sayınca az olmuş gibi geldi ama yemelere doyamadım. Doca sende okuma bunları:P Rejim olayına devam, go go go seni kesseler acımaz aşkım:P Allahım sen herkeslere ağız tadıyla yemekler ver yarabbim. Bu yemekler olmasa ne olurdu, insan sevdiklerinin yanındayken kuru ekmek yeter beee. Ahhh ahhh yine içlendim. E geldim yine kürkçü dükkanına, kürkçü dükkanıda mayonez:P Bu arada pamukellim ve Tosun paşam'da pek tatlılardı. Aslında haftaya abimlerde ablamlara gidecek acaba yine mi gitsem:P Bütün yeğenlerim bir arada, mest olurum herhalde. Yok yok ben uslanmam, zaten buna cüzdanda dayanmaz:)) Pamukellimle sayfamda ki yabancı şarkının sözlerini bulduk, ve bağıra bağıra söyledik, kek yaparken dibini kaşıkladık,
fingirdeyip durduk.Elcağızımızla birbirimize boncuklardan bileklik yaptık.

Tosun paşama ise kendinden 4,5 ay küçük yaramaz kuzeni gidip gelip bi tane geçiriyordu, bu zavallım da dudaklarını büküp "annee, ben üsüldüm" diye ağlıyordu. Eşşek sıpasına bak yaaa, hem misafir gel bide bacak kadar boyunla benim yeğenimi döv! Bizimkisi garibim bilmiyo ki hayatında dayak ne demek, vurmak ne demek! En sonunda ben nasılsa türkçe bilmiyorlar diye, ve çaktırmadan sırıtarak paşam sana vurana sende vur böyle bi tane geçir, acısını anlasın bi kere, sana vurmaz diye öğütler verdim ama tutarsa:))) Bana kalsa çakıştırırdım bi iki tane o sıpaya, öyle vurulmaz böyle vurulur diye ama tatlıydı kerata:P E napıyım o da vurmasaydı yeğenime yaaa!!
Şimdiden söyleyeyim, siz bana Allah kavuştursun demeye doyamazsınız boşuna uğraşmayın:)) Benin hayatım gurbet olmuş on senedir,
yollar bile aşındı gidip gelmemden.
İşte artık havada ki leylek ben oldum, yada ördek ne derseniz:))
NOT: Bi kaç kişiden blogumu görüntüleyemedikleri ve yorum yazamadıkları ile ilgili şikayet aldığım için şimdilik bu template i kullanacağım. Sorun template den mi kaynaklanıyor bilemiyorum ama deneyerek göreceğiz artık, o yüzden şaşırmayınız:)
Çarşamba, Ağustos 01, 2007
Doca'ya mektup:)) * İstanbul Hatırasıı
Günaydın şeker,
Bugün sen gideli tam bir hafta oluyor. Yukarda yine oturacak yer olmadığı için S.ların odasına geldim, beni içerdeki odaya aldılar:) Müdür hanım geldi diyorlar, burası müdür odasıymış güyaa:)) Ayrıcana dün beni hiç aramadın, gerçi akşam msnde görüştük ama olsun:( Eğer gün içinde msne gireceksen, yandakilerin wireless netini kullanabilirim, haber ver yeter:P
Evdekilerde iyiler, babaannen her gün iki çeşit yemek yapıyor, umarım kilo almam daha fazla:)) Dün Mayonez zorla bana saçını boyattı kızıl olacak diye. Bide bunalım takılıyo ya, boyayımda biraz morali yerine gelsin dedim ama daha evvel saçını siyaha boyamışlar ve saçının dipleri kızıl, uçları siyah kaldı:)) İğrenç oldu ve yine bunalıma girdi:) Tabii saçı boyayan ben olduğum için günah keçiside ben oldum:) Boyasan suuçç boyamasan gene suç:) Aslında direk beni kesecekti ama Allah'tan ona demiştim cuma boyayalım, güzel olmazsa iki gün sonra yine boyarız diye:)) O yine acele etti anlayacağın:)
Wampircik, bu hafta öğlenden gece 10 a kadar iki kursa birden devam ediyor. Cumaya kadar böyle gidecekmiş, sonra öteki guruba katılacakmış. Ayrıca bilgisayarının ekran kartı harbiden arızalı, birden bire ekranda binlerce yeşil çizgi çıkıyor ve bilgisayar kilitleniyor haberin olsun. Gidip onu değiştirecek.
Sabahları ben Mayonezle çıkıyorum evden, beraber yürüyoruz o servise biniyo ben köprüye devam ediyorum yürümeye. Bizimkini servis sorumlusu seçmişler bi havalarda sorma, ama bugün saçından dolayı azcık havası söndü:)) Hatırlıyormusun, üniversitede tutturmuştu bi dar vakitte saçımı kestiricem diye, iyi bi yer araştıralım abuk sabuk bi yere gitme demiştim ama nafile. O dakika, o an kestiresi tutmuştu da, yoldan geçen teyzelere kuaför sormuştuk:) Onların tarif ettiği yere gidip kendini bi güzel kırktırmış, sonraki bir ay burnumuzdan getirmişti berbat oldu diye:)) Gerçekten de minibüs şoförleri gibi olmuştu!!!
Bu arada bilgisayar çok ağır, artık taşıyamayacağım, omuzlarım çöktü. Çocuklara soracağım burada bıraksam bişey olurmu diye, bi de sanki her an biri elimden çekip kaçkap:) yapacak gibi geliyo, İstanbul'dan korkuyorum. Hem malesef çantanın üzerinde kocaman, bilgisayar olduğu yazıyo:)) Bide her sabah güvenlikte cihaza bilgisayarı ayrı, çantayı ayrı koyma derdinden kurtuldum. Personel kimliğini takınca gerek kalmıyo:))
Keşke sende tembellik etmesende yazsan bana bişiyler, mesela yeni evimizin fotoğraflarını göndersen şeker? Çok merak ediyorum, bide etraftan çekip yollasan olma mı bea?
Seni de çok merak ediyorum, şu telefonunda açılamadı gitti. Benim bildiğim hattı alırsın iki gün sonra açılır! Rejimin nasıl gidiyor, kulağın için doktorun verdiği antibiyotikleri kullanıyormusun, bide kulak damlan vardı ama sen hayatta onu kendi başına yapmazsın!!
Neyse şeker bana cevap yaz olurmu? s.ç.ö. , Allaha emanet ol..
h.k. , minik Cadın..
Not: Bu arada hepsinin maaşı yattı ama benimki yatmadı, kredi kartımda dolmuş taksitlerden cebimde de az kaldı şeker. Bana harçlık gönderirmisin? Garanti hesabıma göndersen acaba çekebilirmiyim direk bankaya gidince, kartım çıkmadı daha biliyosun. İşbankasının da burada şubesi yok.. Amaan işte, sen bilirsin artık.
Diğer Not: Bi daha baktım yatmış maaş şeker, merak etme;)






